|
Çayan Demirel in belgeseli |
|
“Burası askeri bir okuldur. Bu okulun tek amacı vardır; o da sizi Türkleştirmektir.” Bu söz 12 Eylül askeri darbesinin açtığı en büyük yaralardan biri olan Diyarbakır 5 No'lu Cezaevi'nde yapılan acımasız uygulamalara en temel gerekçeyi oluşturmuştu. Kendi döneminde “modern cezaevi” olarak lanse edilen ve Yüzbaşı Esat Oktay Yıldıran'ın |
|
Devamını oku...
|
|
|
D:Bakır Cezaevinin belgeseli çekildi. |
|
DİYARBAKIR CEZAEVİ'NİN BELGESELİ ÇEKİLDİ 10.06.2009 14:32:00 12 Eylül darbesinden sonra "işkence merkezi" gibi kullanılan Diyarbakır Cezaevi, yine gündemde. Hükümetin müzeye çevirmeyi düşündüğü cezaevinin belgeseli de çekildi. DİYARBAKIR - Elli-altmış kişi havalandırmaya alınırdı. Gardiyan ‘tepe ol’ komutu verince, tüm tutuklular üst üste biner, bir diğeri de en üste çıkar ve bu şekilde İstiklal Marşı’nın on kıtası okutulurdu. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Orhan Aydın/ Devrim Öldü / yeni versiyon |
|
Selim Çürükkaya/ Orhan Aydın 12 Eylül Askeri Cuntasının Kürt davasından dolayı idam cezasına çarptırılan ilk devrimciydi. Ve yine Diyarbakır cezaevin de başlayan ilk ölüm orucunun sözcüsüydü. Onun öldürüldüğünü duyduktan sonra bazı makaleler kaleme aldım. |
|
Devamını oku...
|
|
|
D. Bakır zindanı İngilizce kitapta |
Welat zeydanlıoğlu Amerikada okumuş bir kürt genci www.Diyarbakirzindani.com sitesini eskiden beri izliyordu. anlaşılan o ki bu siteden yazılanlardan veya Diyarbakır zindanında yapılanlardan öylesine etkilenmişki bu zulümü dünyaya anlatmaya karar vermiş. Amerikalı bir profesörle birlikte kaleme aldığı kitapta zindanda olanları anlatmış. kendisne rıcamız bu yazının ingilzcesini yollamasıdır. Rıcamız üzerine söz konusu çalışmasını yolladı yayınlıyor kendilerine teşekürlermizi iletiyoruz: |
|
Devamını oku...
|
|
|
D. Bakır Zindanında ölümler |
|
1. 17 Mayıs 1982 - Ferhat Kutay, Necmi Öner, Mahmut Zengin, Eşref Anyık. (33. koğuş) Cezaevi ortamını protesto etmek için üzerlerine neft dökerek kendilerini yaktılar. Protesto eyleminden sonra, işkence yapıldı. Ölüm nedenleri kayıtlara intihar olarak geçti.
|
|
Devamını oku...
|
|
Selim Çürükkaya / Beni izleyenler hatırlarlar, eskiden “bir hayalim vardı” adını taşıyan bir makale yazmıştım. Bu makalede Diyar Bakır zindanının filmini yapmanın önemini anlatmıştım. Hemen ardından bazı arkadaşların yardımıyla www.diyarbakirzindani.com sitesini kurmuştum. Diyarbakır zindanı filmini yapma haylimi bir kenara atmamıştım.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
orhan Aydın ve Devrim öldü |
Diyarbakır zindanı direnişlerinin en önemli kahramanlarından biri olan Orhan Aydın' ı anlattım. Bir klip halinde dinlemek veya izlemek istermisiniz? Aşağıdaki linki tıklayınız:
http://video.google.de/videosearch?hl=de&q=orhan%20ayd%C4%B1n%20selim%20curukkaya&um=1&ie=UTF-8&sa=N&tab=wv# |
|
12 Eylül döneminde 34 kişiye mezar olan Diyarbakır Cezaevi nihayet yıkılacak. AKP Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan adayı Kutbettin Arzu, cezaevini yıkıp, yerine yaşanan işkenceleri de unutmamak ve geleceğe daha umutlu bakmak için demokrasi, insan hakları ve barış parkı ve müzesi yapmayı planladığını açıkladı. |
|
Devamını oku...
|
|
VASİYET : MEZARIMA KURDİSTAN HALKINA BORÇLUDUR , YAZILSIN
 Şeyh Said isyanı bastırıldıktan sonra Cumhuriyet Gazetesinde bir karikatür yayınlanır. Betondan bir mezar ve üzerinde Kürdistan burada gömülüdür, yazısı. Evet onlar Kürdistanı beton bir mezara gömmüşlerdi. Ve kurtulduklarını sanıyorlardı. Ama aynı gazete 1986 yılında, 1925te yayınladığı karikatörünü tekrar yayınlayacak ve bu sefer üzerine Kürdistan hortladı diye yazacaktı. Tıpkı darağacına giderken Şeyh Saidin söylediği , torunlarım mutlaka bu yapılanların hesabını soracaklar demesi gibi.
|
|
Devamını oku...
|
|
12 Eylül 198 Dönemi Diyarbakır Zindanı, anlatılmakla bitmeyen, her anlatımında eksik tanımlandığı bir zindan olmaya devam ediyor. Bu zindan da ölümler, işkenceler bütün dünyaya yayılırken, aynı zamanda direnişlerde de efsaneleşen yüzlerce, binlerce Kürt evladı, yurtseveri oldu. Bu efsaneler, özgürlük ve bağımsızlık uğruna gözlerini kırpmadan ölüme gittiler. O kahramanların önünde saygıyla eğilmemek olanaklı değildir.
|
|
Devamını oku...
|
|
Hasan Çakır / Ben, Necmettin Büyükkaya ile 1976 tarihinde Diyarbakır Komal Yayınevinin sorumlusu iken tanıştım. Necmettin komala gelip giderdi. Onunla kısa bir dönemde dostluk geliştirdik. Ancak ben, bir süre sonra Necmettini bir daha göremez oldum ve kendisiyle ilgili herhangi bir bilgi de alamadım. Nihayet yıllar sonra, Diyarbakır Zindanında karşılaştık.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Necmettin Büyükkaya' nın vasiyeti |
Ocak 1984 yılı Ocak ayı başları idi. Cezaevi idaresi baskılarını yeniden arttırmak ve tek tipi elbise (Elazığ ve Bakırköyü Ruh ve Sinir hastalıkları hastanelerinde ruhsal ve sinirsel rahatsızlığı olan hastalara giydirilen çok adî bezlerden yapılmış lacivert boyasına batırılmış rengi laciverde benzeyen fakat yıkandıktan sonra her renge giren tabiri caizse deli elbisesi) ni giydirmek için yeni oyunlar ve provakosyanlar peşindeydi. |
|
Devamını oku...
|
|
|
ÇAY DEĞİL ÇORBA Mehmet Değer/ Onun ismini, D.Bakır cehennemindeki koğuşlarda duymayan yoktu gibiydi. Adı her ne idiyse o, kendisine Lezzo denilsin istiyordu. Lezzo, hani içecek olarak içilen, oralete rakip olarak üretilen, bildiğimiz lezzo. Bundan dolayı onu tanıyanlar kendisini Lezzo olarak çağırıyordu. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Mehemet Değer/ D.Bakır Zindanında , Kürdlüğün yok edilmek istendiği 1981-84 yılları arası dönemde biz koğuşlarda olanlar 35. Koğuştaki arkadaşların direniş öyküleriyle ayakta kalabiliyorduk. Onların mahkeme gidiş-gelşlerindeki dik duruşları, duruşma salonlarında askeri yargıçlar karşısındaki boyun eğmezlikleri, bizler için birer ayet gibiydi. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Neşe Düzel Nurettin Yılmaz'a sordu |
|
Talabani bana, “Özal, federasyon taleplerinde bulundu, biz de kabul ettik” dedi. Talabani ve Barzani için Türkiye’nin himayesi büyük nimetti. O gün federasyon olurdu. Şimdi olmaz.” “Özal çok cesurdu, dediğini yapardı. Sırf Kürtler kimliklerini özgürce yaşamasınlar diye derin devlet, asker, Kürtlerle federasyonu kabul etmedi. Medya Özal’a ağır hakaretler etti.” “DTP, İmralı’nın sözcüsüdür. İmralı, “Gelin görüşelim, sorunu çözelim” diyor. 1999’da İmralı’yla barış için görüşen asker şimdi niye görüşmüyor? Sadece kültürel haklar istenecek.” |
|
Devamını oku...
|
|
Mehmet Değer/"Bir de yüzbaşının bir köpeği vardı. Bir kurtköpeği, adı da Co idi. Bazen asker gardiyanlar tarafından bu kurtköpeği tutuklulara saldırtılırdı. O günü Z.K. nin ziyaretçileri gelmişti. Çocukları babasını, eşi ise kocasını görecekti. Koğuş kapısından başlatılan yat-sürün yerleri paspas yap, ziyaret kabinlerine kadar devam eder. Z.K. bir dakikalık ziyaretten , yürüyüş kıtası ve marşlarla koğuşa dönerken, gardiyanlardan biri Co’yu Z.K. ye saldırtır. Co, Z.K.nin baldırına keskin dişlerini geçirir. Can havliyle Z.K. ağlayarak bağırır." |
|
Devamını oku...
|
|
Diyarbakır zindanında insanın hayalini zorlayan işkenceler yapıldı.Orada yatan Tutuklular 1980 ile 1984 yıllarında ki zaman dilimini vahşet dönemi olarak değerlendirdiler. İşte o dönemi anlatan belgesel bir film çekiliyor: http://ronifilm.com.dd20224.kasserver.com/ |
|
|
Sadece PKK'nin ortaya çıktığı dönemden itibaren değil, "ulus-devlet" yaratma hedefiyle, arka bahçesini "düşman" addettiği ulusların hücresi haline getiren cumhuriyet tarihi boyunca süregelmekte olan Kürt Sorunu'nda, bunca tecrübeden sonra bile halen çözümsüzlüğü "çözüm" olarak dayatmakta ısrar eden Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi ideolojisinin, Ergenekon'la kolkola iflasını ilan ettiği günlerde geçiyoruz... |
|
Devamını oku...
|
|
Alper Gümüş/Kamuoyu (“Türk kamuoyu” desem daha doğru olacak galiba), Diyarbakır Cezaevi gerçeğiyle ancak 2002’den sonra tanışabildi. Serbestî dergisinin yayımladığı tanıklıkları özetleyip aktaran Radikal gazetesi (Kasım, 2003) sayesinde oldu bu |
|
Devamını oku...
|
|
|
Dışişleri eski bakanlarından Hikmet Çetin, PKK terör örgütünün temellerinin 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası Diyarbakır Cezaevi'nde atıldığını ileri sürdü. |
|
Devamını oku...
|
|