|
Küçük direnişçiden mektup |
"Selamlar ve başarılar dileğimle serkeftin... Arkadaşların tüm zindan yazılarını okudum Ve okudukça yeniden Diyarbakır’ ı yaşadım: Bende 35. koguştaydım ve orada en küçük tutukluydum. Ama işkencecilerin gözünde dev gibiydim. Küçücük bedenime acımadılar...."
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Eylül Dienişi Nasıl başladı? |
Ali Yaver Kaya: Hepsini kayda geçirdi. En son da tutuklulara hitaben bir konuşma yaptım. “Kimde onur, şeref, haysiyet varsa...” Ben o zaman daha uzun konuşmuştum, ama özü şuydu: “Bütün tutuklulara sesleniyorum. Bütün cezaevine sesleniyorum, kendine insanım diyen, kendi onurunu ve haysiyetini korumak isteyen herkes bizimle hareket etsin, direnişe geçsin.”... |
|
Devamını oku...
|
|
Bir Destandı Aliyê Yûnıs O'nu ünlü Diyarbakır Zindanı'nda tanımıştım. Yaman bir adamdı. Sözünün eriydi Özü ile sözü birdi. Askeri darbenin zulmü başladığında Onu da koğuştan hücre bölümüne getirdiler. İkinci kata koydular.......

|
|
Devamını oku...
|
|
|
Hınç Ve Şiddet/ Orhan Miroğlu |
|
Diyarbakır cezaevinde uygulanan sistematik işkence, bariz olarak etnik hınç, öfke ve şiddetten besleniyordu ve bu şiddet aslında Kürtlerin maruz kaldığı inkarın ve Türkleştirme politikalarının özel bir uygulama alanı olarak görülmeye ve tanımlanmaya da çok yatkı.... |
|
Devamını oku...
|
|
|
Binlerce çocuğun babası zindanda yatmış Ve babalar, anlatmışlar çocuklara Veya çocuklar babalarının başından geçenleri öğrenmiş Zindan kapılarına onlarda gidip gelmiş Bu gün anlatıyorlar...... |
|
Devamını oku...
|
|
|
Egemenlik zalimlerindir/ Tolga Eren |
|
Hayır. 'Seyidim beni gönderme. Sen bana sahip çıkıyordun. Şimdi tek başıma mahşere hesap vermeye gidiyorum' diye ağladı. Sonradan onunla birlikte tahliye olan gençten öğrendik ki, onları Siirt'teki sivil cezaevine götürmüşler. 'Eğer beni hanımımla, çocuklarımla konuşturursan ölmediğime inanırım' demiş. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Sedat Günçekti/ Uzun zindan yıllarının ardından, ayaklarım toprak yollara düştüğünde Bir yanım orada kalmıştı onlarla… Ve ben yıllar sonra sisli bir Aralık şafağında tekrar Oradaydım, geri dönmüştüm… Bombalara, kurşunlara cesaretleri ve bilinçleriyle meydan okuyan kahramanların saflarına…
… |
|
Devamını oku...
|
|
Diyarbakır 5 Nolu Zindanı`nı pek çok insan anlatmış ve bunu yazıya geçirmiştir. Kimi romanını yazmış ve kimi de anı veya rapor biçiminde kitaplaştırmıştır. Bu tür çalışmaları kim yapmış olursa olsun anlam biçiyorum ve taktir ediyorum. Eleştirilerim saklıdır.... |
|
Devamını oku...
|
|
|
Askeri Hapishaneler Vakası |
"Anlatımlarımı inanın o kadar çoğaltabilirim ki fakat ben de öyle bir rahatsızlık bıraktı ki anlatırken bile, böyle yerlerin sadece kitaplarda ya da "karışıklık yılları" dedikleri dönemlerinde olduğunu düşünür ve olamayacağını düşünürdüm, ta ki kendim yaşayıncaya kadar, şunu da söylemeliyim ki öyle korkup utanmış ve psikolojik olarak yaralanmıştım ki çok uzun süre bunları kimseye ne anlatamamış ne de konuşabilmiştim.." |
|
Devamını oku...
|
|
|
Die Times: D. Bakır cezaevi ..... |
|
Diyarbakır ezaevi dünyada kötü ün salmış 10 cezaevi arasında olduğunu yazan İngliz gazetesi. diğer dokuz cezaevini de sıralamış. Bu gazete Diyarbakır cezaevinde olanları ne kadar biliyor orasıda meçhuldür. Eğer haber doğruysa on cezaevinin içinde Diyarbakır cezaevinin birinci geleceği muhakkaktır. |
|
Devamını oku...
|
|
|
14 Temmuz direnişçiliği ve bu gün |
"1999’da A. Öcalan yakalandığında direnişi değil, mutlak teslimiyet yolunu seçecek ve direnişi, “basit”, “kaba” ve “akıllıca olmayan bir yol” olarak mahkûm edecek ve böylece içine girdiği teslimiyetçi ve ihanetçi konumu meşrulaştırmaya çalışacaktır! Kim teslimiyet ve ihanetin teorisini ne kadar yaparsa yapsın, bunların bir geçerliliği yok; polis sorguları, zindanlar ve mahkemeler, dolaysız, çıplak vuruşma zeminleridir! Ara yollar ve seçeneklerin kalmadığı, iki seçeneğin bütün yakıcılığı ile kendisini dayattığı zeminlerdir!"http:
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Diyarbakır Küffesidir A.... |
|
Kadri Çelik / Diyarbakır’da deniz yoktur, ama Dicle var. Dicle bir denizdir, en az bir deniz kadar güzel. Lakin martıları yok bu denizin. Ne zaman bir martı düşlesem sular üstünde, doymak için toprağı kazan Afrikalı çocuğu hatırlarım hep. Bir deniz kadar güzel de ondan Afrikalım. Akıttığı gözyaşlarına liman olur gönül sahilim.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Ateş konuşmasını sürdürürken taşlaşmıştı tutsaklar... Her biri birer anıt heykel gibi duran bu insanlar kimdi? Alevler içinde yananları tanıyan Salih bağırdı "Kahrolsun Sömürgecilik!" birkaç tutsak daha katıldı bu slogana. Ancak tutsaklar arkadaşlarını kurtarma anlayışıyla hareket ederek suları döktüler...
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Türkçe konuş çok konuş - Orhan Miroğlu |
"Yasaklanmış diller konusu, bana Diyarbakır cezaevindeki ilk görüş günümü hatırlatır hep. Görüş süresi çok kısaydı, beş dakikadan bile az. Kürtçe konuşmak yasaktı. Tutuklandıktan dört ay sonra görüşe çıkardılar. Çok beklemeden, babam ve annem yaşlarından beklenen bir yavaşlıkla kabine girdiler. Kabini aydınlatan loş ışıkta, sıfıra vurulmuş saçlarım, iyice çökmüş avurtlarım ve incelmiş bedenimle, bir hayaletten farksızdım. Annemin bu görüntüden korktuğunu hissettim" |
|
Devamını oku...
|
|
Kürşad Bumin/ Diyarbakır'dan getirdiğim en zor soru Çıktığından beri Taraf gazetesinde yazan Orhan Miroğlu'nun Radikal İki'de yayımlanan “Beş nolu bellek” adlı yazısı önümde. Yazar, basında şöyle bir yer alıp unutulan “Diyarbakır Cezaevi Gerçeğini Araştırma ve Adalet Komisyonu”nun kuruluşu dolayısıyla birkaç yıl geçirdiği bu cehennemi hatırlatıyor. Yazısına şöyle başlamış Miroğlu:
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Sessiz çığlık ve gerçekler |
|
Esra Çiftçi /Bundan 25 yıl önce, Diyarbakır zindanlarında çığlık sesleri geliyordu ve kimse duymuyordu bu çığlığı. 12 Eylül'ün karanlık yüzü her yerde kendini göstermeye başlamıştı, özellikle cezaevlerinde... Biz bu kulak tırmalayan sesi Türkiye hapishanelerinden iyi, kötü biliyor ve duyuyorduk ama Diyarbakır'ın çığlığını duyan yoktu...
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Bilim kurgudan D.Bakır Zindanı- Fehmi Işık |
|
Diyarbakır 5 Nolu ile ilk ciddi tanışıklığım 1984 yılının başlarıdır. 1981 yılının ortalarında terk ettiğim Diyarbakır’a 1983’ün son günlerinde dönmüştüm. 5 Nolu’da ağır işkencelerin hüküm sürdüğünü biliyor; kısmen de olsa tutsakların ailelerinden bilgiler alabiliyorduk. Ancak eli kolu bağlı bir şekilde, izleyici olmaktan bir adım öteye gidemiyorduk. |
|
Devamını oku...
|
|
|
13 Nisan 1981 Günü bu fotoğraf çekildi. Fotoğraftakiler PKK anadavasının sanıkları. Yer Diyarbakır 1 Nolu sıkıyönetim mahkemesi Bu Fotoğraf Yankı dergisinin kapağı oldu. Bu Fotoğrafın arka fonunu anlatmak istiyorum. Zira çok ilginçtir
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Amed Zindani - Ibrahim Güclü |
|
"Türkçe dilinde yanlış söylemiyorsam, "zindan", "hapishane", "cezaevi" kavramları aynı anlamda kullanılıyor. Ama bu kavramlar arasında bir farkın olduğunu çocukluğumdan beri hep düşünürüm. Türkiye’de tutukluların ve özellikle de siyasi tutukluların, bilumum muhaliflerin ve Kürt yurtseverlerin tutuklu bulunduğu yerlerle ilgili "zindan" kavramının daha uygun olduğu, daha açımlayıcı olduğu gibi bir duyguya sahibim. " |
|
Devamını oku...
|
|
Sibeha vê sibehê bi min pir zor hat! Doh sibehê jî zor bû, lê a doh ne bi qasî a niha bû! Doh danê sibehê diya min, ji vê dinyaya bi xweda û şeytan û cin pîrebok bar kir! Bi rastî jî divê carnan mirov hin tiştan bijî, da mirov bi qedrê wan tiştan hîn bêhtir bizanibe. Min dizanîbû ku mirov wek xwêniyên tirkên barbar nikarîba çûba ser gora dê û bavê xwe û çend kulm ax biavêta ser wan, tiştekî zor bû, lê wek niha min nizanîbû ku ewqasî zor bû |
|
Devamını oku...
|
|