|
MGK Or. Kenan Evren Tıklayın: http://www.youtube.com/watch?v=OMIvLW7ijZs
Diyarbakır cezaevinde yapılan işkence ve insanlık dışı uygulamaların baş sorumlusu 12 Eylül darbesi ve onu yapan Genarallerdir. Milli güvenlik kurulunda yer alan beş Genaral dışında onların emirleriyle hareket eden sıkıyönetim bölgeleri komutanları, anların altındaki adli müşavirler, askeri mahkemelerin hakim ve savcıları, askeri cezaevlerinin, müdürleri ve iç güvenlik amirleri, yine cezaevinde işkenceci olarak görev yapan subaylar, astsubaylar ve askerlerdir. Bütün bunlarla birlikte asıl bütün bu suçları üreten Türk devletinin Kürdistan'daki işgal ve Kürtleri Türkleştirme politikasıdır. Bu politika Cumhuriyet kurulduğu günden beri devam etmişitir ve Türk ordusu bu politikanın uygalıyıcısı olduğu için Kürtlere her türlü muameleyi reva görmüştür. İşte inkar ve imha politikasının sonucu olarak Kürtlere işkence yapan kişilerin isim ve kimlikleri:
1918 yılında Manisa ilinin Alaşehir ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Alaşehir, Manisa, Balıkesir ve İstanbul'da sürdürdü ve Maltepe Askerî Lisesi'ni bitirdi. 1938 yılında Kara Harp Okulu'nu, 1949 yılında Harp Akademisi'ni bitirdi. Topçu subayı ve Kurmay subay olarak Silahlı Kuvvetler'in çeşitli kademelerinde görev yaptı. Dokuzuncu Kore Türk Tugayı'nda, önce Harekât ve Eğitim Şube Müdürlüğü, sonra Kurmay Başkanlığı görevlerinde bulundu. Tuğgeneralliğe yükseldiği 30 Ağustos 1964 gününden başlayarak, Silahlı Kuvvetler'in bütün komuta kademelerinde ve üst rütbelerde görevini sürdürerek, Ordu Komutanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı'ndan sonra, 7 Mart 1978'de Genelkurmay Başkanlığı'na atandı. Bu görevi sırasında, 12 Eylül
12 eylül 1980 askeri darbesinin belgesel filmi 35 bölüm halinde izlemek isterseniz aşağıdaki linki tıklayınız. http://belgeseli.blogspot.com/2007/07/12-eyll-ihtilali-belgeseli.html Yapılan askeri müdahale ile, diğer görevleri yanında Devlet Başkanlığı görevini de üstlendi.
7 Kasım 1982'de halk oyuna sunulan ve kabul olunan Anayasa ile, Türkiye' nin yedinci Cumhurbaşkanı olarak göreve başladı.
9 Kasım 1989 gününde, görev süresini tamamlayarak Cumhurbaşkanlığından ayrıldı..
Kendisinin yaptırtıp yürürlüğe koyduğu anayasayla ömürboyu kendisini güvenceye aldı. Diyarbakır Cezaevindeki bütün işkence ve uygulamların bir numaralı sorumlusudur.
Hala yaşıyor ve çıplak kadın resimleri yapmaktan haz aldığını Türk basınınca iddia edildi.
Gelmiş geçmiç en kafasız ve sadist Türk genaralidir. Onun hakkında çok sayda kitap yazıldı, konuşmaları hep tiye alındı, hiç bir yazar onun akıllı birisi olduğunu söylemedi."asmayalım da besleyelim mi?"
Başıma bir darbe geldi tıklayın:http://www.youtube.com/watch?v=4f4MC4WeQgg
Sözü tarihe geçti. Onun "bir dahi "olduğunu söyleyen tek kişi, İmaralı cezevinde tutuklu olan Abdullah Öcalan oldu.
Or. Nurettin Ersin: 1918 yılında Çanakkale' nin Gelibolu ilçesinde doğdu. 1935 yılında Bursa Işıklar Askeri Lisesi' nden, 1937 yılında Piyade Asteğmen rütbesi ile Harp Okulu'ndan mezun oldu. 1938 yılında Piyade Sınıf Okulu'nu bitirdi. 1945 yılına kadar çeşitli birliklerde Takım ve Bölük Komutanlığı görevlerinde bulundu. 1945 yılında girdiği Harp Akademisi' ni 1948 yılında bitirerek Kurmay oldu. 1964 yılına kadar çeşitli karargah ve birliklerde görev yaptı. 1963 yılında Tuğgeneral, 1966 yılında Tümgeneral, 1970 yılında Korgeneral ve 1974 yılında Orgeneralliğe yükseldi. Tuğgeneral rütbesi ile 3 ncü Ordu Kurmaybaşkanlığı, 66 ncı Tümen Komutan Yardımcılığı ve Vekilliği, Genelkurmay Etüt ve İnceleme Heyeti Üyeliği, MİT Müsteşar Yardımcılığı, Tümgeneral rütbesi ile aynı göreve devam ederek takiben 4 ncü Piyade Tümen Komutanlığı, Korgeneral rütbesi ile Batı Menzil Komutanlığı, MİT Müsteşarlığı, 6. Kolordu ve Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı görevlerinde bulundu. Orgeneral rütbesinde Yüksek Askeri Şura Üyeliği, 22 Ağustos 1975 - 5 Ocak 1976 tarihleri arasında Jandarma Genel Komutanlığı yaptı. Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ve 1'nci Ordu Komutanlığı görevini takiben 9 Mart 1978 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na atandı. 12 Eylül 1980 Harekatı'ndan sonra, aynı zamanda Milli Güvenlik Konseyi Üyeliği görevini de yürüttü. 1 Temmuz 1983 tarihinde Genelkurmay Başkanlığı'na atanarak Milli Güvenlik Konseyi Üyeliği görevine devam etti. 6 Aralık 1983 tarihinde kendi isteği ile emekli oldu. Evli ve iki çocuk babası olan Ersin 3 Ekim 2005 tarihinde Ankara'da v Öldü. Konsey üyesi olarak olarak Diyarbakır zindanında işlenen bütün suçların baş faillerinden birisdir. Or. Tahsin Şahinkaya : Bursa Askeri Lisesi'nde pek göze çarpmayan, sessiz, yalnızca dersleriyle ilgilenen bir öğrenciydi. O yıllarını bile arkadaşlarına göre, "bir gün bile taşkınlık yaptığı görülmemiş"ti. Şahinkaya, 1941 yılında girdiği Kara Harp Okulu'ndaki arkadaşlarında da benzer izlenimler bırakmıştı. Sosyal faaliyetlere katılmıyor, İkinci Dünya Savaşı'nın Türkiye'ye de yansıyan heyecanlarına öteki sınıf arkadaşları gibi kaptırmıyordu kendisini. Kara Harp Okulu'ndan bir arkadaşı, "hiçbir hobisi yoktu. Briç, satranç oynamaz, kitap olarak da yalnızca ders kitaplarıyla ilgilenirdi. Çevresiyle arasına mesafe koyar, bu yüzden kapalı kutu olduğu söylenirdi" diye anlatacaktı. Amerika'ya doğru Tahsin Şahinkaya, 1943 yılında Kara Harp Okulu'nu asteğmen olarak bitiriyor, ardından Çankırı Piyade Atış Okulu'na "piyadecilik stajı" yapmaya gidiyordu. 1944 yılında ise, Amerika Birleşik Devletleri'ne pilotluk eğitimi için gönderiliyordu. 19 yaşında bir delikanlı olarak gittiği Amerika'da çok etkilenmiş, bu etkilenmenin kişiliğine kattıklarını -bazı arkadaşlarının ifadesiyle- konuşmasını İngilizce sözcüklerle süsleyerek dışa vurur olmuştu. Tahsin Şahinkaya Amerika'dan 21 yaşında ve Hava Kuvvetleri'nin yeni pilotlarından birisi olarak dönmüştü. Şahinkaya Türkiye'ye döndükten sonra Eskişehir Hava Okulu'na atanıyor ve 1947'de üsteğmen oluyordu. İki yıl sonra ise, yeniden Amerika'ya gidecek, bu kez fotoğrafçılık kursu görecekti. Eskişehir'de Amerika'daki örneklerinin bir benzeri olan Hava Fotoğraf Okulu'nu kurmuş ve beş yıl süreyle bu okulda öğretmenlik yapmıştı. Eskişehir Hava Okulu'ndan arkadaşları Şahinkaya'yı film laboratuarından çıkmayan, zamanının önemli bölümünü karanlık odada geçiren genç bir yüzbaşı olarak hatırlayacaklardı. Müziğe meraklı Tahsin Şahinkaya 20'li yaşlarının sonunda kurmay yüzbaşı iken memleketlisi Sema Hanım'la evleniyordu... Sema Şahinkaya, eşinin aksine dışa dönük, oldukça canlı bir kadındı. Eşinin bu yapısı, Tahsin Şahinkaya'yı daha sosyal olmaya yöneltmişti. Şahinkaya çifti sık sık orduevinde, dost meclislerinde görünüyordu. Çok küçük yaşlarda başlayan müzik ve bir alet çalma tutkusu o yıllarda iyiden iyiye ön plana çıkmıştı. Eskişehir günlerini anımsayan bir arkadaşı, "aile toplantılarında, eğlencelerde sık sık kanun çalardı" demekteydi. Dost meclislerinde oldukça yumuşak bir görünüm sergileyen Şahinkaya, görevi başında, tam tersine titiz ve otoriter bir askerdi. Bazı arkadaşları onu "sert ve takipçi" olarak nitelendiriyordu. Titizliği, ayrıntılarda bile göze çarpıyordu. Örneğin, masasının üstü daima derli toplu, tertemiz olurdu. Yemeklerini kolalı örtülü masalarda yemeye, çok şık giyinmeye özen gösterirdi.Kilosuna da çok dikkat eder, şişmanlamamak için sık sık yürürdü. Belki de bu özellikleri nedeniyle bulunduğu çevreyle de ilgilenirdi. Bir arkadaşı onun için şöyle diyordu: "Kumandanlık yaptığı yerlerde yalnız askeri hizmet vermekle kalmamış, imar hareketleriyle de ilgilenmiştir. Özelliklerinden biri de inatçı oluşuydu. Gerçi çevresindekilerin de görüşünü alırdı, ancak sonuçta genellikle kendi inanışı ağır basardı. Ve İtalya Tahsin Şahinkaya 1960 yılında albaylığa yükseliyordu. Aynı yıl eğitim için İtalya'ya, Napoli'ye gönderilmişti. Bir süre sonra yurda dönüyor ve Hava Harp Akademisi'nde öğretmenlik görevine atanıyordu. Albaylığının son yıllarında, bir arkadaşının deyişiyle "generallikten vazgeçmek pahasına", yurt dışı tayinini îstemişti. Şahinkaya'ya yeniden Napoli yolu görünmüştü. NATO Hava Karagahı'nda daire başkanı olarak görev yapan Şahinkaya, 1966 yılında Türkiye'ye, belki de ummadığı biçimde tuğgeneral rütbesiyle dönüyordu. 1970'li yıllar Şahinkaya için Türk Silahlı Kuvvetleri'nde adım adım doruğa tırmanış yıllarıydı. 1972'de Hava Harp Okulu Komutanlığı, 1973'te korgenerallik, 1974'te 1. Taktik Hava Kuvvet Komutanlığı, 1977'de orgeneral rütbesiyle Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ve nihayet 1978 yılında Hava Kuvvetleri Komutanlığı... Şahinkaya ve 12 Eylül'le birlikte doruğa varıyor ve Milli Güvenlik Konseyi üyesi oluyordu. Anayasa oylamasından sonra ise, yükselişi Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyeliğiyle noktalanıyordu. Bu genaralde diğer konsey üyeleri gibi diyarbakır zindannda olan biteen her şeyden haberdardır ve diğer arkadaşları gibi suçludur. Or. Nejat Tümer : 1924 yılında İstanbul’da doğmuştur. 15 Aralık 1941 yılında girdiği Deniz Harp Okulu’ndan 15 Ocak 1944 tarihinde Asteğmen rütbesiyle mezun olmuştur. 1944 -1948 yılları arasında TCG DEMİRHİSAR ve TCG AYANCIK Seyir Subaylığı görevlerinde bulunmuştur. 1948 - 1949 yıllarında A.B.D.’de açılan Torpido kursuna iştirak etmiştir. 1949 yılında aynı ülkeden alınan TCG GEMLİK’e Torpido Subayı olarak atanmış ve 1951 yılına kadar bu görevini sürdürmüştür. 1955 yılında Deniz Harp Akademisi’nden kurmay subay olarak mezun olduktan sonra TCG MARMARİS, TCG EDREMİT ve TCG GEMLİK Komutanlıkları ile TCG SAVARONA II.Komutanlığı görevinde bulunmuştur 1961-1965 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Karargahında Genel Sekreterlik ve Harekat Başkanlığı Plan Şube Müdürlüğü görevlerini, 1965-1966 yılları arasında I.Muhrip Filotilla Komodorluğu, 1966-1967 yıllarında Donanma Komutanlığı Harekat Grup Başkanlığı görevlerini deruhte etmiştir. 1967 yılında Tuğamiralliğe terfi etmiştir. Bu rütbede Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanlığı, NAVSOUTH Plan Daire Başkanlığı görevlerinde bulunmuş, 1970 yılında Tümamiralliğe terfi etmiştir. Tümamiral olarak Harp Filosu Komutanlığı, Deniz Eğitim Komutanlığı görevlerinde bulunmuş, 1974 yılında Koramiralliğe terfi etmiştir. 1974-1976 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevinde bulunmuştur. 1976 yılında başladığı Donanma Komutanlığı görevinde iken 1978 yılında Oramiralliğe terfi etmiştir. 1980- 1983 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı görevini deruhte eden Oramiral TÜMER, 06 Aralık 1983 tarihinde emekli olmuştur. 1980-1989 yılları arasında Milli Güvenlik Konseyi ve Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyeliği görevinde bulunmuştur. Konsey üyesi iken yapılan bütün işkencelerden ve işlenen bütün insanlık suçlarından dolayı suçludur. 
Or. Sedat Celasun MGK'ya bağlı Generaller Necdet Üruğ 6 Aralık 1983 - 2 Temmuz 1987
Orgeneral ÜRUĞ; 1921 yılında İstanbul'da doğdu. 1939 yılında Bursa Işıklar Askeri Lisesi'nden, 1941 yılında Topçu Asteğmen rütbesi ile Harp Okulu'ndan mezun oldu. 1942 yılında Topçu Sınıf Okulu'nu bitirdi. Muhtelif Birliklerde Batarya Takım Komutanlığı yaptıktan sonra 1948 yılında girdiği Harp Akademisi'ni 1950 yılında bitirerek Kurmay oldu. 1966 yılına kadar çeşitli karargah ve birliklerde görev yaptı. 1966 yılında Tuğgeneral, 1969 yılında Tümgeneral, 1973 yılında Korgeneral 1977 yılında Orgeneralliğe yükseldi. Tuğgeneral rütbesi ile Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreter Yardımcılığı ve Genelkurmay Strateji Plan Dairesi Başkanlığı, Tümgeneral rütbesi ile Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığı, NMR Başkanlığı ve Genelkurmay Eğitim Daire Başkanlığı, Korgeneral rütbesi ile Genelkurmay Genel Plan ve Prensipler Başkanlığı ve 15 nci Kolordu Komutanlığı görevlerinde bulundu. Orgeneral rütbesinde Yüksek Askeri Şura üyeliği yaptı. 1 nci Ordu Komutanı iken, 27 Ağustos 1981 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutan Yardımcılığına atandı. Kara Kuvvetleri Komutan Yardımcılığı uhdesinde olmak üzere 27 Ağustos 1981 - 15 Kasım 1982 tarihleri arasında Devlet Başkanlığı ve Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreterliği, 15 Kasım 1982 - 1 Temmuz 1983 tarihleri arasında ise Cumhurbaşkanlığı ve Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreterliği görevinide yürüttü.
1 Temmuz 1983 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığına, 6 Aralık 1983 tarihinde de Genelkurmay Başkanlığına atandı. 2 Temmuz 1987 tar ihinde kendi isteği ile emekli oldu. Bu genralde 12 Eylül rejiminin bütün sonuçlarından ve Diyarbakır zindanında işlenen insanlık dışı suçlardan sorumludur.
Bedrettin Demirel: 1917 Yılında merkez Harputağa Mahallesi Elazığ’da doğmuştur.1938 Yılında Kara Harp Okulundan mezun olmuş 24 Temmuz 1948 tarihinde Kara Harp Akademisini bitirmiştir.30 Ağustos 1966’da general olmuş 1974 Kıbrıs işgal Harekatına katılmıştır. 5 Nisan 1975- 4 Ağustos 1976 tarihleri arasında 6.Kolordu Komutanı olarak Adana’da görev yapmıştır. 30 Ağustos 1978’de Orgeneralliğe terfi etmiş, 30 Ağustos 1982 tarihinde 2.Ordu Komutanlığından emekli olmuştur. Orgeneral Bedrettin Demirel 10 Kasım 1988 yılında vefat etti. Darbe lideri Kenan Evren ile yapılan aşağıdaki söyeşi Bedrettin demirel'in kim olduğu hakkında hayli bildiyi verdiğinden olduğu gibi aşağıya alıyoruz:
"Sayın Kenan Evren... Derin devlet süreci nasıl işlemeye başladı?.. 12 Eylül müdahalesine adım, adım nasıl gidildi? - Bedrettin Paşa sınıf arkadaşımdı... Aramızda özel bir dostluk vardı. - Org. Bedrettin Demirel mi? - Evet... Harp Akademileri Komutanı'ydı... Bir gün onu ziyaret ettim. - Tarih? - 12 Eylül 1980'den bir yıl önce.
ORG. BEDRETTİN DEMİREL
Genelkurmay Başkanı Org. Evren: Bedrettin Paşa gidişat için ne düşünüyorsun? Harp Akademileri Komutanı Org. Demirel: - Komutanım, müdahaleden başka çare yok... Uzatmayalım... Mecburuz... Şart. Org. Evren: - Bedrettin Paşa böyle şey olmaz... Daha yapacak çok iş var... Bekleyelim... Neler olacak?.. Görelim.
ANKARA HAVASI
Kenan Evren: - Bedrettin Paşa beni müdahaleye zorladı... Ama hayır dedim... Daha sonra, Ankara'da bizim arkadaşlarda bir hava hissettim. - Nasıl? - Sanki Kuvvet Komutanları bana bir şey söylemek istiyorlardı... Açılmak istiyor, açılamıyorlardı. - Sonra? - Bir gün Kuvvet Komutanları'nı topladım.
İLK TOPLANTI
Genelkurmay Başkanı Org. Evren: - Bana bir şey mi söylemek istiyorsunuz? Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Nurettin Ersin: - Evet... Bir süredir imzalı, imzasız mektuplar alıyorum... Daha ne duruyorsunuz diyorlar?.. Müdahale etmemizi istiyorlar... Gidişat, müdahaleyi gerektirmiyor mu?.. Ülke uçurumun kenarında değil mi?
ÇEKİNCELER
Kenan Evren: - Sonra diğer komutanlara döndüm... Baktım onlar da aynı şeyleri söylüyorlar... Müdahale edelim diyorlar... Ama ben yine tatmin olmadım... Çekincelerimi söyledim. - Çekinceleriniz nelerdi? - 27 Mayıs'ı (1960) gördüm, 12 Mart'ı (1971) gördüm... Müdahalelerin neler getirip, neler götürdüğünü biliyordum... Onun için müdahale yanlısı değildim.
GENİŞLETİLMİŞ TOPLANTI
- Değildiniz ama... Ettiniz. - Ankara'da, Kuvvet Komutanları ile konuştuktan sonra bir karar aldım. - Neydi? - Ordu Komutanları ile konuşmak... Kuvvet Komutanları'nı da yanıma aldım... Ordu'lara gittik. - Sonra? - Ordu Komutanları'nı dinledim... Bununla da yetinmedim... Kolordu Komutanları ile konuştum... 8 Kolordu Komutanı'nı teker teker dinledim.
VE KARAR: MÜDAHALE
Kenan Evren: - Tek bir Ordu Komutanı veya Kolordu Komutanı demedi ki "müdahale etmeyelim." Hepsi de "müdahale şart" diye konuştu. - Sonra? - Ne sonrası?.. Artık sonrası mı kaldı?.. Sonrası 12 Eylül. Evren: Devlet işlemeyince...
Güneşli bir Marmaris günüydü. Kenan Evren "yani ne olacaktı" diye sorarak, konuşmaya başladı: - Polis polisliğini yapamıyor, öğretmen öğretmenliğini... Ortalık kan gölüne dönmüş... Herkes birbirine girmiş... Ortada sağlam olarak bir Ordu kalmış... Bozulmamış... Allah'tan ki bozulmamış... Ve müdahaleye mecbur kalmış.
Kenan Evren: - Ordu müdahale etmiş ama, müdahaleden önce, gereken uyarıları da yapmış. - Demirel'e mi? - Çeşitli zamanlarda yapmış... Süleyman Demirel'den önce de ikazlarda bulunmuş... - Kimlere? - Ordu, Milli Güvenlik Kurulu'nda ikaz etmiş... Sıkıyönetim Koordinasyon Kurulu'nda uyarmış... Basında, rahatsızlıklarını belirtmiş... Hükümeti ve siyasi gidişatı eleştiren sözler söylemiş. - Sonra? - Ve derin devlet işlemeye başlamış."
Selahattin Demircioğlu 1919 yılında Hasankale' de doğdu.İlkokulu İbrahim Hakkı İlk Öğretim okulunda, ortaokulu Erzurum ve Erzincan da tamamladı.1940 yılında Topçu Subay olarak Askeri Lisede mezun oldu.Ardahan Tugay Komutanlığı, 66 ncı Mekanize Tümen Komutanlığı, 1 nci Ordu Kurmay Başkanlığı görevinden sonra 1973 yılında Korgeneralliğe yükseldi.

Or Genaral Süreyya Yüksel
Nejat Sevim
Sikiyönetim komutanlari
Hüsnü Celenkler Recep O. Ergun Nevzat bölügiray: 12 Eylül öncesinde Adana’daki 6. Kolordu Komutanlığı görevini üstlenen emekli Korgeneral Nevzat Bölügiray, ihtilal sonrası aynı bölgede sıkıyönetim komutanlığı yaptı. 12 Eylül ihtilali sonrasında Genelkurmay Sıkıyönetim Koordinasyon Başkanlığı görevine getirildi. 1983 yılında emekliye ayrılan emekli paşa Bölügiray, Adana Sıkıyönetim Komutanlığı sırasında yaşadıklarını, “Sokaktaki Asker” isimli eserinde kaleme aldı. Bazı köşe yazarlarının sütunlarına sık sık konuk olan ve görüşlerini açıklayan emekli genaral öteki eserleri şöyle: Sokaktaki Askerin Dönüşü, Türban Savaşı, İşte Sivil Cumhuriyet, Doruktaki İrtica, Anarşi ve Terör Nasıl Önlenir?, 28 Şubat Süreci-1 ve 28 Şubat Süreci-2.
Kemal Yamak Orgeneral M. Kemal Yamak, 1924 yılında Amasya�nın Merzifon ilçesinde doğdu. 1943 yılında Bursa Işıklar Askeri Lisesi'nden, 1945 yılında Topçu Asteğmen rütbesi ile Harp Okulu'ndan mezun oldu. 1947 yılında Topçu Sınıf Okulu'nu bitirdi. Muhtelif birliklerde Batarya Takım ve Batarya Komutanlığı yaptı. 1958 yılında Harp Akademi'sini bitirerek kurmay oldu. 1971 yılına kadar çeşitli karargah ve birliklerde görev yaptı ve Afganistan�da Tabiye Öğretmenliği görevinde bulundu. 1971 yılında Tuğgeneral, 1975�de Tümgeneral, 1979�da Korgeneral ve 1984�de Orgeneralliğe yükseldi. Tuğgeneral rütbesi ile Genelkurmay Özel Harp Daire Başkanlığı, 4 ncü Zırhlı Tugay Komutanlığı, Tümgeneral rütbesi ile 28 nci Piyade Tümen Komutanlığı, Kara Kuvvetleri Harekat Başkanlığı, 3 ncü Yurtiçi Bölge Komutanlığı, Yurtiçi Doğu Bölge Komutanlığı, Korgeneral rütbesi ile Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı, 7 nci Kolordu Komutanlığı, Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı görevlerinde bulundu. Orgeneral rütbesinde Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı ve EGE Ordu Komutanlığı yaptı. 24 Temmuz 1987 tarihinde atandığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı'ndan, 01 Eylül 1989 tarihinde yaş haddi nedeniyle emekli oldu. Türkiyedeki kontr gerillanın şefi, diyarbakır zindanının esas celladıdır. Tevfik Alpaslan:
1'inci Taktik Hava Kuvvet Komutanı Korgeneral Tevfik Alpaslan Eskişehir, Kütahya, Afyon illeri Sıkıyönetim Komutanı Sabri Yirmibeşoğlu
Yirmibeşoğlu ile C: kalyoncu tarafından yapılmış, aksiyon dergisinde yayınlanmış bir roportajın kısa bir bölümünü vererk onu tanıtmaya çalışacağız: "Herkes benden bazı olayları aydınlatmamı bekliyor. Sebebi de emekli Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu ile görüşmüş olmam; Yirmibeşoğlu�nun da, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri, 1970�li yılların başında Özel Harekat Dairesi Başkanı, 1980�lerden sonra da Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı ile Harekat Başkanlığı görevlerinde bulunması. Kadrosuzluk nedeniyle vaktinden beş yıl önce, 1990�da emekli olan Yirmibeşoğlu ismi hakkında bazı iddialar var, onun da bu iddialara cevapları... Onları bu satırlarda hep beraber göreceğiz, ama önce Yirmibeşoğlu�nun doğduğu 1928�lerin İzmir�ine bir gidelim. Baba tarafının bir kısmı Bartın bir kısmı Ünye ve Terme ile Bulancak�tan, daha doğrusu Karadenizli bir aileye mensup olan Yirmibeşoğlu (Sabri Paşa�nın dedelerinden biri askerliğini, o zamanlar var olan yirmibeşbaşı rütbesiyle yaptığından lakabı yirmibeşbaşınınoğlu olarak kalan aile, soyadı kanunu çıktığında da bunu soyad olarak alır) 8 Eylül�de İzmir�in �yasak bölgesi� Foça�nın Bağarası köyünde dünyaya gelir. Foça�nın yasak bölge olmasının sebebi, burada bir topçu bir de piyade alayının bulunması, yani Foça�nın askeri bir bölge olmasıdır. Nüfus cüzdanı gösterilerek ancak Türk vatandaşları girebilmektedir buraya. Onun, komuta kademelerini birer birer yükselerek Türkiye için çok önemli mevkilerde görev alacak biri olmasının altındaki askerlik sevgisinin oluşmasında işte bu Foça�nın etkisi büyük olacaktır: �Alay eğitim yaparken, çalıların arkasından ben de onları seyrediyordum.� Yaşlı kadınların �bileklerini ortaya koyarak� dilsiz olduğuna dair iddiaya girdiği ve iki yaşına kadar konuşamayan küçük Sabri�nin askerliğe olan bu merakı alay komutanı olan Asım Aksoley�in de dikkatinden kaçmayacaktır: �İlkokul öğretmenime �Ben Köy Enstitüleri�ne girmek istiyorum� dedim. Bir esnaf çocuğuyum. (Sabri Yirmibeşoğlu, Mehmet Yirmibeşoğlu ile Kazım Karabekir Paşa�nın bir akrabası olan ve bu yüzden Karabekir Eminesi adıyla anılan Emine Hanım�ın çocukları İsmail Yirmibeşoğlu ile, Çanakkale�den seferberlikle İzmir�e yerleşen meşhur Şükrü Kaptan ve yine adı Emine olan çiftin Nigah adlı kızı ile evliliğinden dünyaya gelen tek çocuğudur). Dolayısıyla babam beni okutabilecek güçte idi. Ama öğretmenim senin için orası küçük bir hedef dedi. Karşıyaka Ortaokulu ikinci sınıfında iken de Asım Aksoley Albay, �Sana bir mektup verip seni Konya�ya göndereceğim, bu bir torpil değil referanstır, imtihanı kazanman şarttır� dedi.� Yirmibeşoğlu, derhal yola koyulur, trenle Afyon�a ulaştığında, mektubu vereceği komutan da oradadır. O da bir başka komutana verilmek üzere bir mektup yazıp Yirmibeşoğlu�na verir. Ardından mektuplar yerlerine ulaştırılır, fakat sınav da kazanılmıştır: �Şimdi hayat bir kaderdir. İlkokul öğretmenimin dediğini dinlemeseydiniz köy enstitüsüne girer öğretmen olurdunuz. Oraya gidiyor ve orgeneral oluyorsunuz. Bir kasabada orta halli bir ailenin çocuğunu Atatürk�ün kurduğu sistem orgeneral yapabiliyor.� Ortaokulun ardından 1943�46 yılları arasında Bursa Askeri Lisesi�ne girer Yirmibeşoğlu. Burada, daha sonra meşhur ressamlarımızdan biri olacak Turgut Uyar, tiyatrocu Ekmel Hürol, şair Bekir Sıtkı Erdoğan gibi sınıf arkadaşları ile beraber okur. Ardından Harp Okulu... Onun Harp Okulu�na girdiği 1946�da, Kazım Orbay burada köklü değişiklikler yapar, iki yıl olan eğitimi üç yıla çıkarır. Harp, silah ve askeri derslere ilave olarak devletler hukukundan, modern matematiğe, ekonomiye kadar 30 yeni ders daha koyarak harp okulu öğrencilerinin komple bir eğitim almalarını sağlar: �Süleyman Demirel�den itibaren artık mühendislerin devleti yönettiği bir dönem başladı.� Tümgeneral Fazıl Bilge�nin komutan olduğu Harp Akademileri�nde yapılan bir yenilik de sınıf seçiminin başlamış olmasıdır. Derece alanlar istediği sınıfı seçebilmektedir. Sabri Yirmibeşoğlu da ya üçüncü ya da beşincidir okulda: �Ben de komutan mesleği olan piyadeyi seçtim.� Yirmibeşoğlu, başından beri hedefini komutan olarak belirlemiştir. Hatta Karşıyaka�da sivil ortaokulda iken milli güvenlik dersine gelen albaya bile komutan nasıl olunur yönünde sorular sormaktadır: �Bursa Askeri Lisesi�nde, mühendislik imtihanı yapılır ve kazananları Amerika�ya gönderirlerdi. Ben de kazandım ama gitmeyeceğim dedim. Çünkü komutanlık sınıfı değildi.� Ardından Çankırı�da piyade okuluna gider Yirmibeşoğlu. Alparslan Türkeş de burada piyade yüzbaşıdır: �Hocamızdı. Beni çok severdi. İzmir Poligon�a gitmek istediğimi söylediğimde beni moral olarak destekledi.� Buradaki bir yılda da başarılı bir öğrencilik geçiren Yirmibeşoğlu, Atatürk�ün en yakın arkadaşlarından Fuat Bulca�nın damadı, o zaman Ankara Muhafız Alay Komutanı olan Kurmay Binbaşı (sonra korgeneral oldu) Nusret Bulca tarafından ismen istenir. Yirmibeşoğlu, buradaki dört yıl içinde Meclis�teki toplantılarda görev alır, Celal Bayar�ın hizmetinde bulunur. Üsteğmen Sabri Yirmibeşoğlu, Harp Akademileri�ni kazandığında ise yıl 1951�dir. Ülkede 1960�a kadar sürecek DP iktidarı başlayalı henüz bir yıl olmuştur. 6�7 Eylül Olayları�nın gerçekleştiği bu dönem 27 Mayıs gibi acı bir sonla noktalanacaktır: �Bay Pipo da (Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul) adam diyor ki �Özel Harpçidir, bu yaptı.� Buyurun, 6�7 Eylül�ü Sabri Yirmibeşoğlu yapmış. Olacak şey değil."� Can Dündar ise yirmibeşoğlunu şu satırlarla anlatmış:
Bugün gizli bir örgütün ve onun eski başkanının portresini çizeceğim. Örgütün adı: Özel Harp Dairesi... "Daire", Kemal Yamak'ın ilkin Hürriyet'te özetlenen anılarıyla (Doğan K., 2006) gündeme geldi. Ardından "Yamak'ın sağ kolu" olduğu söylenen emekli Org. Sabri Yirmibeşoğlu da tartışmaya katılarak "Özel Harp'te çalışanlarla iftihar ettiklerini" açıkladı. Madem açıldı, gelin Yirmibeşoğlu'nun peşine takılıp bu tarih labirentinin koridorlarında biraz dolaşalım.
"Garip bir üsteğmen" Yirmibeşoğlu göz kamaştıran bir kariyere sahip... 50'lerin başında Çankırı Gerilla Okulu'nda, "Turancılık davası"ndan beraat ettikten sonra gönderildiği ABD'den yeni dönen "gerilla öğretmeni" Yüzbaşı Alparslan Türkeş'in "çok sevdiği öğrencisi" oldu. 1955'te 6-7 Eylül olayları sırasında Özel Harp Dairesi'nin atası sayılan Seferberlik Tetkik Kurulu'nda görevliydi. Gazeteci Fatih Güllapoğlu'na ("Tanksız Topsuz Harekat", Tekin Y., 1991) söylediği şu sözler hiç unutulmadı: "6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir. Muhteşem bir örgütlenmeydi. Amacına da ulaştı." Yirmibeşoğlu bir başka görüşmede (Aksiyon, 31.03.2001) "Ben orada garip bir üsteğmendim" derken, sözlerini şöyle "düzeltti": "Savaşta, düşmanın işgal ettiği bölgelerde bazı olaylar yaratılır ve düşman yaratmış gibi gösterilir. (...) Halkı düşmana karşı galeyana getirmek(tir amaç)... Belki Güneydoğu'da da oluyor bunlar, yanlış olarak..."
Gladyo'nun anavatanında NATO'nun CIA desteğiyle, İtalya'dan başlayarak tüm Avrupa'da komünizme karşı kontrgerilla faaliyeti yürütecek birimleri, yani Gladyo'yu kurduğu Soğuk Savaş yıllarında Yirmibeşoğlu, NATO eğitimi için Napoli'ye gitti. Dönüşte "Türk kontrgerillasının doğum yeri" olarak bilinen Kıbrıs'a tayin oldu. 63 olaylarını orada yaşadı. "Oradaki Türkleri teşkilatlandırdı". 1964'te Belçika'daki NATO karargahında Nükleer Silahlar Şubesi'ndeydi. Herkesin iki yıl görev yaptığı bu gizli birimde beş yıl çalıştı. Dönüşte Özel Harp Dairesi Kurmay Başkanlığı'na atandı. Üç sene sonra da Daire'nin başına geçti.
Ecevit'e brifing İşte Başbakan Ecevit Özel Harp Dairesi'nden o aşamada "tesadüfen" haberdar oldu. 1974'te "Daire" için örtülü ödenekten para istenince, daha önce adını bile duymadığı bu resmi kurum hakkında derhal brifing istedi. Başbakanlık konutundaki brifingi veren, Özel Harp Dairesi'nin Başkanı Sabri Yirmibeşoğlu idi. Ecevit o günden sonra Özel Harp'i denetim altına almaya çalışırken Yirmibeşoğlu daha önemli bir göreve, NATO İstihbarat Başkanlığı'na tayin edildi. 1978'e kadar burada kaldı. Dönüşte tümen komutanı olarak Sarıkamış'a atandı. Ecevit'le yolları orada bir kez daha kesişti.
"Vatansever arkadaş" 1978'de Ecevit başbakan olarak Sarıkamış'a gittiğinde Tümg. Yirmibeşoğlu Orduevi'nde kendisine ve eşine yemek verdi. Ecevit, Komutan'dan Özel Harp'le ilgili bilgi almaya çalıştı. (B. Ecevit, "Karşı Anılar", DSP, 1991, s. 43) "Daire"ye bağlı sivil örgütte görev alanlardan bazılarının olaylarda yer aldığından kuşkuluydu. Yirmibeşoğlu "Kuşkularınız yersiz" deyince Ecevit şunu sordu: "Farz-ı muhal, buradaki MHP il başkanı, aynı zamanda Özel Harp Dairesi'nin sivil uzantısındaki gizli elemanlardan biri olamaz mı?" Yirmibeşoğlu samimiyetle doğruladı bunu: "Evet, öyledir ama kendisi çok güvenilir, vatansever bir arkadaşımızdır."
"Güvenilir gençler" Yamak, kitabında bu anıyı anlatırken "Ecevit, bu teşkilatın içinde kendi partisinden kaç milletvekili bulunduğunu öğrenseydi ne olurdu?" diye soruyor ve bunda şaşılacak bir şey olmadığını ekliyor: "Özel harpçi olarak eğitilenler daha genç yaşlarda bölgesinde güvenilir, saygın, sözü geçen, (...) önder niteliklere sahip oldukları için seçilmişlerdi. Milletvekili oluşları da bu seçimin doğruluğunu göstermiyor mu?" Yirmibeşoğlu tamamlıyor: "Birçok olay olmuş, bu teşkilatın tek bir üyesi bu olaylara karışmış mı?" Peki kimdi MHP'nin Erzurum'daki "güvenilir" il başkanı? CHP'li Süleyman Genç'in "Kuşatılan Devlet Türkiye" kitabında yazdığına göre İpekçi'nin öldürülmesinde ve Ağca'nın cezaevinden kaçırılmasında adı geçen, Musa Serdar Çelebi'nin iş ortağı, "Doğunun Başbuğu" Yılma Durak...
Yükseliş sürüyor Devam edelim: 12 Eylül döneminde Yirmibeşoğlu Kara Kuvvetleri Lojistik Başkanı'dır. 1982-83 arası Milli Savunma Bakanlığı'nda Müsteşar Yardımcısı... 1983'te Ankara Sıkıyönetim Komutanı... 1984-86 arası Genelkurmay Harekat Dairesi Başkanı... 1986-88 arası yine Sarıkamış'ta, 2. Ordu Komutanı... 1988-90 arası Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri...
"Üruğcu general" Bu yıllarda Özal'la birlikte çalıştı. Özal, Öztorun'un yerine Torumtay'ı getirerek Üruğ'un "2000 planları"nın önünü keserken Yirmibeşoğlu "Üruğcu" olarak tanınıyordu. (Bkz: "Bay Pipo", Soner Yalçın-Doğan Yurdakul, Doğan K., 1999. s. 431) Belki de bu şöhreti, onun tırmanışını durdurdu. 1990'da kadrosuzluktan emekliye sevk edildi.
MHP'den teklif 2001'de Aksiyon'da yayınlanan söyleşisinde emekli olduktan sonra askerlere görev verilmemesinden yakındı. "ANAP'tan aldığı bir sinyal dışında siyaset teklifi almadığını" hatırlattı ve şöyle dedi: "Sıkıntıya girmemek için sizden bekliyorlar. Ben 'Gireceğim' der miyim, o derse düşünürüm. Resmen söylemediler ama öyleydi. Sonra MHP'den mesela..." SUİKAST SORUŞTURMASI Özal televizyonun sesini açtı ve komutanın adını sordu
Şimdi size eski bir öyküyü hatırlatacağım: 1988 Özal Suikastı... Nasıl Ecevit, kendisine karşı düzenlenen Çiğli suikastının ardında kontrgerillayı aramışsa Özal da kendi suikastçısının ardındaki "örgüt"ü aramıştı. Afyonlu işadamı Kemal Horzum'dan kuşkulanıyordu. Horzum, Emlakbank'ı dolandırmakla suçlanıyordu. Banka bünyesinde Horzum'u soruşturan komisyona, suikast işiyle de ilgilenmelerini söyledi. Komisyon üyeleri hem suikastçı Kartal Demirağ'ın hem Horzum'un memleketi olan Afyon'a gitti. Orada ne bulduklarını komisyon üyesi Uğur Tönük, daha sonra TBMM'de kurulan Horzum Araştırma Komisyonu'na şöyle anlattı:
Kartal kontrgerillacı "Afyon Dazkırı'da 1974-77 seneleri arasında Ege'de meydana gelen sol hareketleri önlemek için bir kontrgerilla teşkilatı kurulduğunu, Kartal Demirağ'ın da bu teşkilatın yetişmiş bir elemanı olduğunu tespit ettik." Demirağ özel kamplarda emekli askerlerce eğitilmişti. "Her şeyi vatanımız için yaptık" diyor, MİT'le ilişkisi olduğunu söylüyordu. Komisyon soruşturmayı derinleştirince Özal'ı vuran silahın Demirağ'a Kongre salonunda polisler tarafından verildiği yönünde duyumlar aldı. Afyon'daki teşkilatın üzerine gitmeye karar verdiler. İşte tam o aşamada Tönük, Ortaköy'de bir villaya davet edildi. MİT görevlisi olduklarını sandığı üç görevli kendisine "Bu tahkikatı kesin" dedi. Bir generalin adını verdiler ve "Paşa kararınızı bekliyor" dediler. Tönük soruşturmadan çekildi.
Özal'a söylüyor Yargıtay 7. Ceza Dairesi üyeliğinden emekli bir savcı olan Tönük'le daha sonra tanıştım ve suikast soruşturmasının nasıl kesildiğini onun ağzından dinledim. O günlerde başına gelenleri bir tek Turgut Özal'a açıklamıştı. O sahneyi bütün ayrıntılarıyla anlattı: Özal'ın Harbiye Orduevi'ndeki odasında buluşmuşlar, diz dize oturmuşlar. Tönük, kendisini tehdit edenlerin adını verdiği generali açıklayacağı anda Özal odadaki büyük ekran televizyonun uzaktan kumandasına uzanmış ve sesi sonuna kadar açmış. Sonra da Tönük, Paşa'nın ismini Özal'ın kulağına fısıldamış: "Sabri Yirmibeşoğlu!"
"Olacak iş mi?" Yirmibeşoğlu o dönem MGK Genel Sekreteri idi. Görev süresi 1 yıl uzatılsa Kara Kuvvetleri Komutanı olabilecek, oradan Genelkurmay Başkanlığı'na tırmanabilecekti. Olmadı. Özal'a adı fısıldandıktan 1 yıl sonra emekliye sevk edildi. Yıllar sonra suikast konusunu soran Aksiyon'a "Hiç ciddiye almadım. Olacak iş değil" dedi.
Düşman kim? Acaba kimler engellemişti suikast soruşturmasını? Yılma Durak ya da Kartal Demirağ da Özel Harp'in istihdam edip silahla eğittiği "vatansever gönüllüler" miydi? "Bazı olaylar yaratılır, düşman yaratmış gibi gösterilir" taktiğinin uygulayıcıları mıydı? "Düşman" kimdi? "Düşman"ı ve ona karşı kurulan resmi örgütü ABD bilirken neden Türkiye'nin Meclis'i ve başbakanı bilmiyordu? Bunları sormaya devam edeceğiz.
7. Kolordu Komutanları (Diyarbakır)
M. Cemalletin Altinok: Korgeneral ALTINOK, 1924 yılında İstanbul’da doğmuştur. 1942 yılında Kara Harp Okulu'ndan Topçu Asteğmen olarak mezun olmuştur. Çeşitli birliklerde görev yaptıktan sonra, 1955 yılında Harp Akademisi'nden Kurmay Binbaşı olarak mezun olmuştur. 1968 yılında Tuğgeneralliğe yükselerek, Edremit 19'uncu Tüm.K.Yrdc.lığına, 1970 yılında da K.K.Loj.D.Bşk.lığı'na atanmıştır. 1972 yılında Tümgeneralliğe yükselerek, Gnkur. Ord.D.Bşk.lığı'na, 1973 yılında Gnkur.Loj.Hiz.D.Bşk.lığı'na ve 1974 yılında da Tekirdağ 8'inci P.Tüm.K.lığı'na atanmıştır. 1976 yılında Korgeneralliğe terfi ederek Afyon 1'inci Yurtiçi Bölg.K.lığı'na, 1977 yılında Gnkur.Hrp.Tarihi Bşk.lığı'na, 1978 yılında da Diyarbakır 7'nci Kor.K.lığı'na atanmıştır. 02 Eylül 1980 tarihinde Harita Genel Müdürlüğü'ne atanan Korgeneral ALTINOK, bu görevden 30 Ağustos 1981 tarihinde emekli olmuştur. 12 eylül darbesi öncesinde diyarbakır sıkıyönetim komutanıydı, işkenceci ve cellet değildi, 12 Eylül rejimini hazırlayanlar onu bu görevinden alarak Kemal Yamak ı atadılar M. Kemal Yamak: !2 eylül Askeri darbesi yapılmadan hemen önce Kemal Yamak özel olarak D:bakır' a yollanmıştır. Çünkü Ergenekon olarak bilinen derin devletin kurucularından biridir ve D.Bakır cehenneminin yaratıcısı ve sorumlusudur.
Kaya Yazagan Suat Ilhan:
1925 yılında Tokat'ta doğdu. Kuleli Askeri Lisesi (1943!, Harp Okulu (1945), Toptu Okulu (19471. Kara Harp Akademisi (1958), Silahlı Kuvvetler Akademisi (1961) eğilimleri ile birlikle yurt içinde ve yun dışında çeşitli kurslara katıldı. Bütün yurt sathında rütbelerinin gerektirdiği kıta ve karargah görevlerinde bulundu. Bükreş'te askeri ataşelik. Kara Harp Akademisinde Harp Tarihi, Askeri Coğrafya ve Jeopolitik öğretim üyeliği yaptı, Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı. Sıkıyönetim ve Kolordu Komutanlığından sonra 1983 yılında Korgenerallikten kadrosuzluk sebebiyle emekli oldu. Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ve bunlara benzer akademik sorumlulukları olar Atatürk Araştırma Merkezi ve Atatürk Kültür Merkezi' nin bağlı olduğu Atatürk Kültür. Dil ve Tarih Yüksek Kurumu' nu teşkil etmek görevini aldı. Dokuz yıl bu Kurumun kurucu başkanlığını yaptıktan sonra yaş haddinden emekli oldu: Evli ve iki çocuk sahibidir. 7. Kolordu Adli Müsvirleri Hakim Binbaşı Ahmet Beyazıt Yüzbasi Turgut Adli Müsavir Yardimcisi Cezaevi Müdürleri : 1- Lütfü Bayar 2 Birol Şen Cezaevi İç Güvenlik Amirleri:
1 - Mevlüt başçavuş (Havacı) Diyarbakır askeri cezaevinde işkence uygulamalarını başlatan ilk adam havacı Başçavuş mevlüttü. Afrikalı darbeci çavuşları andıran bu adamın göğüs düymeleri daima açıktı. bir sokak serserisini andırıyordu. Bir elinde uzunca bir zincir, diğer elinde ise bir sopa bulunurdu. baskın yaptığı koğuşlarda şöyle konuşurdu: "Ben ortadoğunun en gadar çavuşuyum" elindeki zinciri gösterir, "bu benim tesbihim" sopayı gösyerir "buda benim kösteyimdir" derdi. Mevlüt başçavuş 5 nolu zindanda sistematik bir işkenceyi yapmalarının zeminini oluşturdu 24 Ocak 1981 günü cezaevini yüzbaşı esat oktay yıldıran' a teslim etti.
2- Yüzbaşı Esat Oktay Yıldıran:
 Diyarbakır zindanının baş celladı hiç kuşkusuz Esat Oktay Yıldıran' dı. Esat Oktay Türk ordusunda yüzbaşıydı. kesin olmayan bilgilere göre Kemal yamak ile birlikte kıbrıs işgaline katılmış, orada hapishaneler sorumluluğu yapmış, savaşta tutsak düşen Rum' lara zulüm yaparak uzmanlaşmıştı. Büyük bir ihtimalle o da efendisi Yamak gibi Ergenekon'un üyesiydi. 40 veya 42 yaşlarında kumral orta boylu bir adamdı. İnsanlara işkence yaptırmaktan zevk alırdı. Ve zalim lduğunu hiç çekinmeden anlatırdı. Cezaevine geldiği ilk günün şafağında 35. koğuş olarak bilinen hücre bölümlerinde kendisini şöyle tanıştırmıştı: "Beni dinle, ben Esat Oktay Yıldıran, ben buraya direkt genel kurmay başkanının emriyle buraya geldim, seninle burada 4 yıl kalacağım. Ben Kıbrıs' ta Rum çocuğunu kesmiş, babasının karşısında kanını içmiş adamım" Esat Oktay işkence konusunda uzman bir adamdı ve yöntemleri çok şaşırtıcıydı. örneğin size tahliya olduğunuza dair müjde verirdi, siz büyük bir sevinçle koridora çıkardınız ve oarada sizi öldürtürdü. Size turp verilmesini isterdi ama turp sopa demekti. Sizi sıcak suyu olan banyoya yollardı. Ama kendinizi boklu suyun içinde bulurdunuz. Bu Esat Oktay Yıldıran 14 Temmuzda kendisinin kurduğu zulüm düzenine karşı ölüm orucuna başlayınca ve tutuklu tabutları ardarda cezaevinden dışarı çıkınca Diyarbakır zindanını terk etti. İstanbulda Binbaşı olarak görev yaparken bir kürt militan tarafından beynine sıkılan kurşunla 1988 de öldürüldü
3. Üstteğmen Ali Osaman Aydın: Üstteğmen ali osman Aydın, Esat oktay Yıldıran'ın yardımcısı ve suç ortağıydı. Bu üstteğmenin Malatyalı olduğunu biliyoruz. Çünkü PKK davasından tutuklu olan bir hemşire onun kendisinin akrabası olduğunu söylüyordu ve Nusaybin den evli olduğu duyumlarını da almıştık. uzunboylu, sinsi kişiliksiz bir yapısı vardı.Yüzbaşı esat zindanı terk ettikten sonra bir müddet iç güvenlik amirliği yaptı, ortalıkta fazla görünmezdi ama zulüm düzenini ayakta tutmak için kendisine bağlı işkenceci ekibi idare ediyordu.
4. Abdurrahman Kahraman: Bu yüzbaşı zulüm düzenin tam yıkılacağı sıralarda zindana iç güvenlik amiri olarak geldi. Oda 40 yaşlarında bilinçl, ne yaptığını bilen bir adamdı. Koğuşları dolaşırken yüzüne insancıl bir maske takınmıştı, bu haliyle pek çok tutukluyu bile kandırabilmişti. Kimileri onun Tuncelili bir demokrat olduğunu kimisi onun TKP li olduğunu söylemeye başlamıştı. Hatta uğradığı bazı koğuşlarda yüzbaşı Esat Oktay' ı kast ederek "O Esat orospu çocuğudur, insan insana bu muameleleri yaparmı" diyormuş! ama çok geçmeden ortaya çıktı bu adam Esat okataydan çok fazla tutuklu öldü.
5. Komutan Co (esat Oktay Yıldaranın köpeği) Bu satırları okuyanlar, köpeğin de işkenceci olabileceği konusu üzerinde düşünürler. Hayvan işkenceci olurmu sorusunu sorabilirler. onlara sorumuz şu olacaktır. Bu sayfada isimleri ve resimleri bulunanlar ne kadar insandı? "Cezaevi doktoru: Orhan Özcanlı (lak abı Mengele veya işkenceci)
1981 tarihinde diyarbakırda emniyetçi olab Bület orakoğlu, daha sonra Türkiyede istihbarat şefi oldu. bir ara görevinden alınarak cezaevine konuldu, serbes bırakıldıktan sonra DEŞİFRE adını taşıyan bir kitap yazdı ve bu kitapta arkadaşı kimselerin adını bir türlü bilmediği arkadaşını şu satırlarla deşifre etti: "Niğde II Emniyet Müdürü olarak görevimi sürdürürken bir vesileyle Diyarbakır Siyasi Şube Müdürlüğü görevini ifa ederken 'vurucu tim'de emrimde çalışan Komiser Reis Yılmaz ile görüştüm. Reis Yılmaz, o dönemde Ankara'daki Sevgi Hastanesi Koruma Müdürü olarak görev yapıyordu. Reis Yılmaz bana, Sevgi Holding Yönetim Kurulu Başkanı Orhan özcanlı ile görüşüp görüşmediğimi sordu. Zira Orhan özcanlı'yla Diyarbakır'da görevli olduğum sırada başlayan bir arkadaşlık ilişkimiz vardı. Kendisiyle Diyarbakır Askeri Cezaevi'nde asteğmen olarak vatani görevini ifa ederken tanışmış ve samimi olmuştuk. Ancak Orhan özcanlı' yla Diyarbakır'dan sonra hiç görüşmemiştik. Ankara'ya gittiğim bir günde Orhan Öz-canlı'nın yanına uğradım. Eski günleri yad ettik. Orhan Özcanlı, DYP Genel Başkanı Tansu Çiller ve eşi ile yakın ilişkiler içerisindeydi, iyi bir siyasi analizci olan Orhan Özcanlı, bu yönde de partiye hizmet veriyordu. Orhan özcanlı, benim Diyarbakır Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü yaptığım dönemdeki çalışmalarımdan Çiller'e ve dönemin içişleri Bakanı Meral Akşener'e söz etmiş ve hazırlanmakta olan kararnamede daha aktif bir ilde görevlendirilme ihtimalimin olduğunu bana söylemişti." İşkenceci Hakim ve savcilar
Binbaşı Emrullaha Kaya. Kayserili
Basri Özgenç, Ask. savcı, Menemenli Bülent Cahit Aydoğan, Ask savcı, Samsunlu
Turgay Çağlar. Hakim yüzbaşı
Oktay Yüksel, hakim yüzbaşı Mardinli
Niyazi Erdoğan, Sivil hakim
Kemal Kavi, mahkeme Başkanı Binbaşı
Nihat Beyhan Özyurt Hakim
Celalettin Çelik, yüzbaşı
|