| Emre Akgöz: Köpege selam durmak |
|
|
|
|
Cemiloğlu o sekiz ayda yaşadıklarından çıkan sonucu Hasan Cemal'e şöyle özetler: " Eğer genç olsaydım, dağa çıkardım ."
"Tek ayaküstünde, duvar dibinde duruyorum. Ceza! Ama bir süre sonra yoruluyorum. Ayağım düşüyor yere, tutunamıyorum. Emre itaatsizlik! Cezası: Duvarın dibinde, kanalizasyonun kapağını kaldırdılar, bir avuç bok alıp ağzıma attım. Sonra, ağzımda pislik, hazır ola geçtim. Öylece duruyorum." (s. 33)
Bunlar tahammül ötesi işkencelerden sadece ikisi. Normal bir insan kitabın o bölümünü midesi takla atmadan okuyamıyor. Diyarbakır Askeri Cezaevi gerçekten korkunç bir yerdi. Oradan "geçenlerden" genç olanları dağa çıkıp PKK'ya katıldı. İleri yaştakiler ise öylesine aşağılanmışlardı ki Nazi zulmünden kurtulan Yahudiler gibi uzun süre başlarına geleni anlatmadılar. Bu suskunluğa aileleri de dahil... O cezaevinde " arkasına cop sokulan " bir adamın bunu eşine anlatması kolay mı sanıyorsunuz? ABD askerlerinin Ebu Gureyb cezaevinde yaptıkları, fotoğraf çeker hale gelen cep telefonları ve internet sayesinde bütün dünyaya duyuruldu. İşkence yapan askerlerden bir kısmı mahkemeye verilip cezalandırıldı. Ya Diyarbakır Askeri Cezaevi'ndekiler? Kimi terör örgütleri, işkence yapanlardan birkaçını yıllar sonra öldürerek intikam almaya çalıştı.
Evren bu konudaki sorumluluğunu reddediyor ve " Ben mi emir verdim " diyor. Yani koskoca bir cezaevinin işkence merkezi haline getirilmesinden haberi olmadığını iddia ediyor. Evren'in söylediklerine inanıyor musunuz? Ben inanmıyorum. Ama iş inanmak ya da inanmamakla olmaz. Evren'in ve diğer yöneticilerin "siyasi sorumlu" olmanın ötesinde bundan haberi olduğunu kanıtlamak gerek.
İŞKENCECİLERİNİN KÜRT-TÜRK AYRIMI YAPMADIĞINI DA NOT DÜŞELİM ! |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Erkek Koğuşları |
| Kadin Koğuşları |