Diyarbakır cezaevinin kapatılması veya okul haline gitirilmesi ile ilgili oralarda işkence gören Kürtlerden tepkiler gelmeye başladı. Bazılarını vermekle yetiniyoruz:
Kamil Sümbül/"...Türk devleti o dönem yaptıkları insanlık dışı vahşi işkencelerini 5 nolu cezaevi binasını yıkarak unutturmak istiyorsa buna karşı çıkmalıyız. O dönem cezaevinde yatanlar ve Kürt-Türk demokratları, yurtseverleri bu yıkıma karşı durup kampanyalar başlatıp protesto etmeliyiz. Başta Diyarbakir belediyesi olmak üzere bu cezaevi binasına ya belediye el koymalı yada hangi kuruma bağlıysa satın alıp bir İnsanlığın ibret alacağı müzeye dönüştürmek gerekmektedir..." Diyarbakır 5 nolu Cezaevi yıkılacağına bir insanlık müzesi olmalıdır Geçen gün internetten izlediğim bazı Türk gazetelerinde, bir hükümet yetkilisinin Diyarbakır 5 nolu cezaevinin yıkılıp yerine okul yapılacağı açıklamasını okudum. 1980-1985 arası Diyarbakır 5 nolu cezaevinde yaşananlar gerek Kürtlerin tarihinde gerekse insanlık tarihinde ibretle hatırlanması gereken bir yerdir. Ben 1980 başlarından 1984 sonları arası 5 noluda yatanlardan biriyim. Türk devleti o dönem yaptıkları insanlık dışı vahşi işkencelerini 5 nolu cezaevi binasını yıkarak unutturmak istiyorsa buna karşı çıkmalıyız. O dönem cezaevinde yatanlar ve Kürt-Türk demokratları, yurtseverleri bu yıkıma karşı durup kampanyalar başlatıp protesto etmeliyiz. Başta Diyarbakir belediyesi olmak üzere bu cezaevi binasına ya belediye el koymalı yada hangi kuruma bağlıysa satın alıp bir İnsanlığın ibret alacağı müzeye dönüştürmek gerekmektedir. Elbetteki bir gün 5 nolunun hesabı sorulacaktır, devletin bu hesabı vermesinden kaçınması için binayi yıkarak yüzleşmekten korkuyorsa yanılıyor. İşlenen insanlık suçları ne belleklerden silinir nede zaman aşımına uğrar, elbette bir gün yüzleşilir. Bu günün yakınlaşması için başta o dönem 5 noluda yatanlar olmak üzere tüm yurtsever ve demokratları bu yıkıma karşı durmaya çağırıyor, 5 nolu binasını bir insanlık yada İnsan Hakları müzesi olması için kampanyalar başlatmaya çağırıyorum. Kamil Sümbül Bir süre önce yaptığı bir açıklamayla Tarım Bakanı Mehdi Eker, hükümetin başlattığı ‘Kürt açılımı’ çerçevesinde, Diyarbakır Cezaevinin boşaltılarak buraya okul yaptırılacağını bildirdi. Üstelik bu adımı, hükümetinin Kürt sorununun çözümüne dönük iyi niyetinin bir parçası olarak göstermeye çalıştı. Oysa Diyarbakır Cezaevi namı diğer 5 Nolu süreci, Kürt halkının yakın geçmişine ilişkin en önemli toplumsal hafızalarından birisidir ve onu yıkmak Kürtlerin toplumsal hafızasını yıkmak anlamına gelir. Diyarbakır Cezaevi herhangi bir cezaevi değil. Çünkü orada Kürt halkına karşı çağın en barbar ve işkence teknikleri uygulandı. Diyarbakır Cezaevinde Kürt halkına karşı zamana yayılmış toplu bir kıyım siyaseti izlendi. İçerdekilerin şahsında Kürt halkının şahsiyeti çiğnenmek, onun ulusal iradesi ve onuru kırılmak istendi. Diyarbakır Cezaevinde hayata geçirilen vahşet politikasından amaç salt insanlarımızı fiziki olarak yok etmek değildi. Bunun yanı sıra esas amaç Kürt halkının ulusal bilinç ve belleğini silip ortadan kaldırmaktı. Sömürgeci ve faşist cellat sürüsü aklınca Kürt halkının özgürlük rüyasını Diyarbakır Cezaevinde bir daha dirilmemek üzere gömerek yok edecekti. Diyarbakır Cezaevinde yapılan işkenceler, uygulanan beyin yıkama politikası, başvurulan aşağılayıcı uygulamalarda esas hedef hiç kuşkusuz Kürt halkı ve onun bilinçli mücadeleci kadrolarıydı. Öte yandan insan haysiyetinin, onurunun ve yaşam hakkının hiçe sayıldığı, hak, hukuk, adalet, vicdan gibi değerlerin birer paçavraya çevrildiği Diyarbakır 5 Nolu Cezaevinde gerçekte insanlığa karşı suç işlenmiştir. Şimdi Diyarbakır Cezaevi ile ilgili olarak yapılacak ilk iş burayı yıkmak değildir, hatta hiçbir zaman değildir. Bir şeyler yapmak yükümlülüğünü hisseden hükümetin yapması gereken en önemli şey, Diyarbakır Cezaevi somutunda 12 Eylül rejiminin uygulamalarına dönük bir yüzleşme sürecini başlatmak, orada olup bitenlerin bütün açıklığıyla ortaya çıkmasına katkıda bulunmaktır. Diyarbakır Cezaevindekiler olmak üzere 12 Eylül sonrasında işlenen suçların sorumlularını adaletin karşısına çıkartmaktır. Sadece Diyarbakır Cezaevinde yapılan işkencelerden dolayı yaşamını yitirmiş, sakatlanmış binlerce insanımız var. Diyarbakır Cezaevinde yapılan işkencelerden ve yapılan hukuk dışı yargılamalardan dolayı travma yaşamış, mağdur olmuş, işini kaybetmiş, haksızlığa uğramış on binlerce insanımız var. Ve onların aynı mağduriyetlere uğramış dışarıdaki milyonlarca yakınları. Hükümet Cezaevini yıkmadan önce bütün bu insanlara ilişkin bir şey düşünmüyor mu? Devlet adına özür dilemek, kaybolan insanlarımızın yüreklerini ferahlatacak adımlar, yaşanmış mağduriyetleri giderici tedbirler vs… Başlattığı ‘Kürt açılımını’ katılımcı bir tarza sürdüren hükümetin ve onun bakanının bu konuda adım atmadan önce Diyarbakır Cezaevinde yatmış insanların görüşlerine başvurmak akıllarına gelmiyor mu hiç? Diyarbakır Cezaevi yıkılamaz yıkılmamalı. Kürt halkı, demokrat ve hümanist kamuoyu buna izin vermemeli. Diyarbakır Cezaevi boşaltılarak korunmalı. Geçen yüzyılda Kürt halkına karşı sergilenen kıyımın abidesi olarak korunarak bir müzeye dönüştürülmeli. Unutulmamalı ki hükümetin bu konuda izleyeceği yöntem, bundan sonra diğer konularda alacağı tutum bakımından da önemli bir gösterge olacaktır. Bayram BOZYEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER PARTİSİ GENEL BAŞKANI
Müslüm Üzülmez / 1982-1984 yılları arasında Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi'nde tutuklu kaldım. Tutuklu kaldığım süre içinde çok ağır baskı ve işkenceler gördüm. Tutuklu ve hükümlülere yapılan baskı ve işkencelere tanık oldum. Anlatılması çok zor, iğrenç şeyler duydum. Burada bunları anlatacak değilim, yeri ve zamanı değil. Ancak, 22 Ağustos 2009 günü akşamı birçok televizyon kanalında, haberlerde: " 'Açılım' Kapattı", "Kürt Açılımında İlk Adım", "Demokratik Açılımda Yeni Bir Sayfa Açılıyor", "Ünlü Cezaevi Kapatılıyor" ana başlıkları altında; Hükümetin 12 Eylül sonrası işkence merkezine dönüşen Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi'ni kapatacağı... 5 Nolu Cezaevi'nin Ergani-Diyarbakır karayolu üzerinde kent dışında yeni yapılacak bir cezaevine taşınacağını... İşkence merkezi olarak kötü şöhrete sahip mevcut Cezaevi'nin yıkılarak yerine bir eğitim kompleksi-bir ana okul, bir ilköğretim okulu, bir Anadolu lisesi, 2 spor tesisi-yapılacağını dinlerken biraz gerildim, ama daha çok da düşündüm. Bu girişim iyi niyetli bir girişim olabilir, ama doğru bir girişim değil! Yaşanmış acı ve direnişlerin tarihsel mekânını yıkıp yerine eğitim kompleksi yaparak, tarih belleklerden silinmek mi isteniyor acaba? Eğer tarih belleklerden silinmek isteniyorsa çok yanlış yapılıyor. Doğru olan toplumların tarihleriyle, korkularıyla, acılarıyla, utançlarıyla yüzleşmeleridir. Eğer bu yüzleşme gerçekleşmezse toplumsal güven ve barış sağlanamaz. Bireysel ve toplumsal huzur ve iyileşme sağlanamaz. "Demokratik Açılım"lar gerçekleştirilemez: Geleceği yeniden inşa edemeyiz. Geçmişte arzu etmediğimiz, istemediğimiz olayların tekrar vuku bulmaması için bu yüzleşme gerçekleşmelidir; toplumsal adalet ve barış ancak böyle sağlanır. Tarihsel mekânlar, tarihî belgeler yok edildiğinde veya maskelendiğinde, karartıldığında tarih de karartılmış, maskelenmiş olur. Tarihin karartılması ise kimsenin hayrına değildir. Birilerinden intikam veya öç almak için değil; toplumsal adalet ve barışın sağlanması, güvenin oluşması için, Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi "Adalet ve Özgürlük Müzesi"ne dönüştürülmelidir. Bu, Kürt ve Türk halkının hayrına olacak bir girişim olarak algılanacaktır. Diyarbakır 5 Nolu Cezaevinde yatanlar, Diyarbakır halkı, demokrasi ve özgürlük yanlısı tüm namuslu insanlar: Gelin, Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi'nin yıkılarak yerine eğitim kompleksi değil, cezaevinin mevcut yapısı korunarak buranın "Adalet ve Özgürlük Müzesi" olması için sesimizi yükseltelim! Biz sesimizi yükselttiğimizde Hükümetin de sessiz kalmayacağını düşünüyorum. Saygılarımla... Müslüm Üzülmez-Yazar
Diyarbakır cezaevi ile ilgili birkaç satır yazmadan geçemeyeceğim. Kürt kökenli AKP li bakan oranın okul olacağını söylemiş. Veya haberlerden öğrendiğime göre yıkılacakmış o bina? Ortaya çıkmış suçları hasır altı etmek için binayı ortadan kaldıracaksınız Ve kürtlerin gözünü boyamak için onun yerinde okul açacaksınız. Bu ne kardeşliğe sığar nede insanlığa Eğer zulümün payidar olmasını istemiyorsanız Zulümü teşhir ediniz. Ve bu işi bir müze ile yapınız ve orada acı çeken kurbanlar için bir insanlık anıtı dikiniz. Bütün pislikleri kedi gibi saklamaya kalkmayın, çünkü o pislikler saklandığı yerden de kokar ve insanlığı rahatsız eder. Aysek Çürükkaya |