Skip to content

Diyarbakir Zindani

Narrow screen resolution Wide screen resolution Increase font size Decrease font size Default font size
Ana Sayfa
Zindan İnsan hakları müzesi olsun PDF Yazdır E-posta

 Milliyet gazetesinden Hasan Cemal Diyarbakır cezaeviyle ilgili bir makale yazdı,
gerçi makalesinin büyük bölümü aynı cezaevinde daha önce tutuklu olarak kalan;
Sayın orhan Miroğluna dayandırmışsada önerisi olumludur:

Hasan Cemal /  Milliyet - En iyisi, Diyarbakır Cezaevi’ni insan hakları müzesi yapmaktır28 Ağustos Cuma 2009

gönderKürt sorunu nedir?  PKK ve şiddeti nedir? Kürt açılımı nedir?
Hepsi güncel olan bu sorularla ilgili az da olsa kafa yormak ya da bir şeyler hissetmek istiyor musunuz?
O zaman bir Kürt aydını ve yazarın, Orhan Miroğlu’nun aşağıdaki satırlarını okuyabilirsiniz.
* * *
Geçenlerde katıldığım bir televizyon programında, Başbakan’ın grup konuşmasına ağladığımı söyleyince, diğer katılımcıları bir hayli şaşırttım. İçlerinden biri “Kasımpaşalı, Orhan Miroğlu’nu da ağlatabilmişse, işimiz var” anlamına gelen bir takım sözler sarf etti.
Eğer hayatınız boyunca hem fikirlerinizden, hem de etnik kimliğinizden ötürü çok acı şeyler yaşamış ve bununla da kalmayarak, başkalarının korkunç acılarına tanıklık yapmak zorunda kalmışsanız ağlamak rahatlatır sizi.
Acınıza iyi gelebilir.
Bu durumda cenazesi Kocatepe Camii’nden kaldırılan ve tanımadığınız Yozgatlı bir ölü askere de ağlayabilirsiniz, çatışmalarda can veren Hakkârili bir PKK’liye de. Yeri geldiğinde Halepçe’ye de ağlarsınız, Madımak’a da. Uğur Mumcu için de gözyaşı dökersiniz, Musa Anter için de.
Diyarbakır cezaevinde yaşamışsanız, bu cezaeviyle ilgili duyduğunuz her haber içinizi titretir. Burada yaşananlar hakkında bir şeyler anlatmak istediğinizde, boğazınıza bir şeyler düğümlenir.
Diyarbakır cezaevini yazmam gerektiğinde, bu etnik hınç ve öfkenin mekânını bu sözlerle ifade ettim hep:
Beş Nolu Bellek.
Burayı yıkıp okul yapacaklarmış, okulun yanına da olabilirse eğer bir anıt.
Diyarbakır cezaevini yıkıyoruz, çocuklarınıza okul yapıyoruz açıklamasını Diyarbakırlılar alkışla karşılamaz. Babalarının, dedelerinin, annelerinin işkence gördüğü bu mekânın yerine kurulacak okulda çocukları nasıl eğitim alacaklar?
Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi tutuklularından Nuri Sınır, Haluk Yıldızhan, Cabir Yolbaş, Erdem Gencan, Hasan Dağtekin, M. Can Azbay, İsfendiyar Eyüboğlu, Recep Maraşlı, Mesut Baştürk, Nezir Çetin, Faruk Altun bu konuda bir açıklama yaptılar. Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi fizikÓ yapısıyla “Demokrasi ve İnsan Hakları Müzesi”ne dönüştürülmesi gerekir deniliyor açıklamada, ki çok doğru.
Açıklamada geçen şu cümleler kanımca herkesi düşündürmelidir.
“Eğer tarihi, hafızalardan unutturarak silmek amaçlanıyorsa bunun büyük bir yanılgı olduğunu söyleyebiliriz. Toplumlar tarihleriyle ancak yüzleşerek; korkuları, acıları ve utançlarıyla hesaplaşarak barışabilir. Marifet, bunca şeye tanık olmuş, onlarca insana mezar olmuş, bir döneme damgasını vurmuş bir cezaevini yıkarak unutturmak değil; marifet bir daha tekrarlanmamasını sağlamak için aksine koruyarak hatırlatmaktır.”
Ben burada yattım.
Payıma ne düştüyse artık, işkence, aşağılanma, onur kırılması her şeyi yaşadım. Kaldığım koğuşların ve boşluklarında esas duruşta volta atarken gökyüzüne bakmanın bile yasak olduğu havalandırmaların bir gün yıkılıp gideceğini görürsem, belleğimin çok acıyacağını hissediyorum.
Ben bu havalandırmalara şimdi özgürce gidip, gökyüzüne bakmak, koğuşlarının penceresinden güneşin, karın, yağmurun yağdığı zamanları görmek istiyorum. Burada veremden, işkenceden ölen arkadaşlarımın adlarını fotoğraflarıyla beraber cezaevinin her yanına asmak istiyorum.
Geçmişle hesaplaşma kültüründen değil, unutma kültüründen beslenen bir tutumu var Türkiye’nin. Acı çekenler ve yas tutanlar kendilerine ait bir dünyada yapayalnızlar.
Toplumsal statüye, etnik kimliğe, yaşananlara ait anılara ve acı veren bir belleğe sahip olma ve siyasal inanç gibi etkilenmelerle, geçmişle yüzleşme konularında çok farklı tavırları gözlemek mümkün.
Orhan Miroğlu Başbakan’ın konuşmasına nasıl ağlar diye bu yüzden hayret ediyor, Diyarbakır cezaevini yıkarak okul yapmayı iyi bir iş sanıyorlar.
Ne çok iyileşecek yaralarımızın olduğunu, kabul edelim ki, yeni konuşmaya başladık.
Geçmişle yüzleşme ve geçmişle hesaplaşma, her şeyden önce, ‘iyileşecek yaraları olduğu sürece geçmişin bugün olarak kalacağına’ inanmak ve bu yaralı geçmişle yüzleşmeye razı olmak demektir.
Diyarbakır cezaevi hem bir milat hem de keşfedilmeyi bekleyen çok iyi bir siyasi laboratuardır..
Beş Nolu Belleği yıkmamalı.
Onunla yüzleşmeliyiz.” ,  

 
< Önceki   Sonraki >