Skip to content

Diyarbakir Zindani

Narrow screen resolution Wide screen resolution Increase font size Decrease font size Default font size
Ana Sayfa
Rum Çocuğunun kanını içmiş PDF Yazdır E-posta

 "Açı" Şener Levent Tarih: 31 Temmuz 2009 Cuma Siz de not düşün adını bir yere...
Esat Oktay Yıldıran...
Binbaşı... Kıbrıs’ta görev yapmış...
Ve işkenceleri ile meşhur Diyarbakır Cezaevi’nin sorumlusu olmuş sonra...
Oradaki tutuklu ve mahkumlarla ilk tanışma merasiminde şöyle demiş: -

 

 -Beni dinleyin! Ben doğrudan Genelkurmay’ın emriyle buraya atandım. Benim adım Esat Oktay Yıldıran’dır. Ben Kıbrıs’ta Rum çocuğunu bıçakla kesmiş, babasının gözlerinin önünde kanını şarap niyetine içmiş adamım.”

Bu konuşmanın canlı tanığı olan ve o sırada Diyarbakır Cezaevi’nde bulunan bir mahkum anlatıyor bunu. Kürtlere en akıl almaz işkenceleri uygulamakla ün yapmış olan Esat Oktay Yıldıran, Kıbrıs’ta Rum esirlere yaptığı işkenceleri Diyarbakır Cezaevi’ndeki mahkumlara anlatmakla başlamış zaten işe. Diyarbakır’da, sabahın erken saatlerinde gardiyanların mazgallara vurmasıyla başlıyormuş sistematik işkenceler... Koğuşlardan hücrelere alınan mahkumlar demirlere bağlanıyor ve kan kusana dek zincirlerle dövülüyormuş... İşkence sahneleri diğer mahkumlara da izletiliyor, bu görüntülere dayanamayarak başlarını çevirenler işkence sırasına alınıyormuş hemen... Üstlerine lağım suları dökülüyor, kimi mahkumlara fare ve insan dışkısı yediriliyor, koğuşlarda birbirine tecavüz etmeleri için işkence yapılıyormuş... Böyle barbar bir Türk subayının 1974 Temmuz’unda Kıbrıs’ta neler yapmış olabileceğini siz düşünün artık. Zaten internet sitelerinde Esat Oktay Yıldıran’ın tanıtımı yapılırken şöyle deniliyor: -1974 Kıbrıs harekatında Rum esirlere uyguladığı işkencelerle deneyim kazandı... Barbarlıkları dillere destan olan bu herifi Türkiye’de rejim sahipleri ödüllendirmiş de ayrıca... Ne yapmışlar bilir misiniz? İstanbul’un en gözde semtlerinden biri olan Aksaray’da “Kahraman” sıfatıyla bir anıtını dikmişler! Ne var ki yaptıklarının bedelini çok ağır ödemiş sonra... 22 Ekim 1988 günü İstanbul’da bir belediye otobüsünde bir Kürt militanı tarafından kafasına sıkılan üç kurşunla öldürülmüş...
***
Geçtiğimiz gün de Kemal Yamak göçüp gitmiş bu dünyadan... Kıbrıslıtürklerin de yakından tanıma fırsatı bulduğu komutan... 1960’lı yıllarda Türk Alayı’nda komutan muavinliği yapmış... Daha sonra Türkiye’de Özel Harp Dairesi Başkanlığı... Kıbrıs harekatının gizli planlarını yürüten komutan olarak biliniyor... Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri’nin Komutanlığı’nı da yapmış zaten burada... “Bir gece ansızın gelebiliriz” sloganının da yaratıcısıymış... Övünüyor da bununla... Anılarını yazdığı kitapta şöyle anlatıyor: “1974 Barış Harekatı’nda ve hemen öncesinde çok faydalı çalışmalar yapılmıştı. Çok basit ve etkili bir örnek vermek gerekirse, Rum radyo ve televizyonlarının Türklere senelerce dinlettiği ve toplumun hep üzüntülerini dile getirerek şikayetçi olduğu ‘Bekledim de gelmedin’ şarkısına karşılık, önce ‘Bir gece ansızın gelebilirim’i, harekattan hemen sonra da ‘Kendim ettim, kendim buldum’ şarkısını dinleterek, Rumlara verilen karşılık yerini bulmuştur.”
***
Türkiye’de 12 Eylül 1980 faşist darbesinin hemen ardından Kemal Yamak Diyarbakır Sıkıyönetim Komutanı olmuş. Ve Kıbrıs’ta birlikte görev yaptığı Esat Oktay Yıldıran da Diyarbakır Cezaevi Komutanlığı’na getirilmiş o sırada... Cezaevinde Kürt mahkumlara uygulanan işkencelerden Esat Oktay kadar Kemal Yamak da sorumlu tutuluyor. Ama yazdığı kitapta bunu itiraf edebilme cesareti gösterememiş... Bu işkencelerden güya haberi yokmuş...
***
Bu hikayeleri öğrendikten sonra, Kıbrıs’ta başımızdan kimler gelip geçmiş diyerek ürperiyoruz bir daha... Kimlerin buyruğu altında yaşamışız... Hangi cellat ruhlu komutanları ‘kurtarıcı’ diye basmışız bağrımıza ve onlara şükranlarımızı sunmuşuz! Bunları öğrendikçe, 1974 Temmuz’unun Kıbrıs için ne büyük bir trajedi olduğunu daha iyi anlıyoruz... Bir Tanrı varsa eğer, bu cani ruhlu askerlerden hepimizi korusun!

 


  
"Açı" Şener Levent

 

 
< Önceki   Sonraki >