Skip to content

Diyarbakir Zindani

Narrow screen resolution Wide screen resolution Increase font size Decrease font size Default font size
Ana Sayfa arrow Yaşayanlar Anlatiyor arrow Kemal Pir - Mustafa Karasu
Kemal Pir - Mustafa Karasu PDF Yazdır E-posta

 "Kemal, cezaevine girdiği günden şehit düştüğü zamana kadar resmi bir yönetim birimi içinde yer almadı, ama duruşuyla, tutumuyla her zaman harekete geçiren, her zaman etkileyen, örgütleyen, devrimci saygınlığını ve otoritesini sağlayan bir yoldaşımızdı. Bu yönüyle gerçekten de devrimci kimdir, bir sosyalist nasıldır, bir halk savaşçısı nasıldır sorularına cevap, en fazla da Kemal Pir'in şahsında görülebilirdi."

14 Temmuz ölüm orucu denince akla özellikle Kemal Pir ve Hayri Durmuş gelir. Canlı ve dinamik kişiliği, özgün yanları nedeniyle Kemal Pir yoldaş doğal olarak da öne çıkardı. Kemal Pir kişiliği, esas olarak da devrimci niteliği çarpıcı olan ve pratikçiliği öne çıkan bir önder kadromuzdu. Pratikleşerek mücadelenin sürekli geliştirilmesini önüne koyan bir tarzın sahibiydi. Apocu hareket açısından mücadelenin geliştirilmesi her zaman yeni insanlar kazanma, örgütleyip mücadeleye sevk etme olduğundan, hareketimizin mücadele tarzına en uygun kişilik de doğal olarak Kemal Pir yoldaş olmaktadır.
Bunu söylerken diğer şehit yoldaşlarımızın böyle olmadığını söylemek istemiyoruz. Hatta Hayri, farklı nitelikleri ve üstün yanları olan öncü kadrolarımızdandı. Zaten cezaevinde her zaman birincil derecede sorumluluk taşıyan ve 14 Temmuz'un ilk açıklamasını yapan da Hayri yoldaştı. Önderliğin "Haki benim ruhumdur" dediği gibi, Kemal de bir yönüyle hareketin ruhu olduğu için, 14 Temmuz direnişi daha fazla da onunla anılmaktadır.
Kemal Pir bir halk adamıydı
 Kemal Pir saçından tırnağına kadar ilkeli bir devrimciydi. Bir devrimci olmanın bütün sorumluluğunu üstünde taşıyordu. Eğer bir devrimci isem, benim niteliğim de, yaşamım da, davranışım da farklı olmalı diyebilen büyük bir devrimciydi. Devrimci olmanın sıradan insandan farklılıklarını, kendisinin farklı tarz ve ölçülerde hareket etmesini ve bunun gereklerini yerine getirmesinin bilincini derinden yaşayan bir yoldaşımızdı. Devrimciysen, bir halkın özgürlük mücadelesine öncülük edecek bir kadroysan, o zaman bunun gerekleri neyse ona göre yaşamam ve amaca kilitlenmem gerekir diyebilen ve bunu pratiğinde gösteren bir yoldaşımızdı. Bir devrimcinin nasıl olması gerektiği profilini kendi şahsında çizmiştir.
Bunlar çok önemli şeylerdir. Bir hareketi başarıya ulaştırmada önemli rol oynayanlar da böyle kadrolardır. Özellikle Kürdistan devriminin zorluğunun bilincinde olduğundan, mücadele ettiği gücün saldırganlığını ve baskıcı yönünü de bildiğinden, buna cevap verecek tarzı her an, her saat, her gün yerine getirmekle önüne konulan hedeflerin başarılabileceğini bilen bir yoldaşımızdı. Önderliğimizin sürekli Kemal Pir'den söz etmesinin en temel nedeni budur. PKK gibi bir hareketin önüne koyduğu hedeflere ulaşmasının ancak böylesi kadrolarla başarıya götürülebileceğini söylemek istemektedir. Herkese nasıl bir kadro olunması gerektiğinin ölçülerini ortaya koymaktadır.
Tabii ki Kemal Pir gibi olunabilir, Onun ölçülerine ulaşılabilir. Kemal Pir de bütün yoldaşlarımız gibi bir insandı. Bir insan olarak herkesten farklı değildi.
Ama aldığı görevin bilincinde ve bunu yapma bilincini taşıyan bir insandı. Öyle ulaşılamayacak özelliklere sahip bir insan değildi. Sorumluluğunun bilincinde olan her insanın yapabileceği ya da kendisinde somutlaştırabileceği özelliklere sahipti. Bu özellikleri doğuştan gelmekten öte, her gün yoğunlaşarak, her gün kendisini yeniden yapılandırarak, her gün devrimci sorumluluklarını hatırlayarak kendini geliştiren ve böylece kendini büyük bir devrimci olmaya götüren bir insandı.
Kemal Pir'in en temel özelliklerinden biri de sürekli dinamik, canlı, her saniyeyi devrim için değerlendiren birey olmasıydı. Bunun yanında, Ona ister görev verilsin, ister verilmesin, kendi görevinin ne olduğunun, ne yapması gerektiğinin bilincinde olan bir devrimciydi. Onun için herhangi bir yetkinin, herhangi bir mevkinin anlamı yoktu. O, zaten bir devrimci olarak ne için yetkili olduğunu bilirdi. Hiçbir zaman yetkici, mevkici, bürokratik tarzda bir devrimcilik yapmadı. O, çabasıyla, emeğiyle yetkili olan, otorite olabilen, kendisini kabul ettiren bir yoldaşımızdı. Cezaevine düştüğünde hiçbir sorumluluk almadı. Gerçekten yönetim içinde de yer almadı. Yönetim içinde yer almak istemediğini söyledi. "Arkadaşlar yaparlar, biz de devrimci görevlerimizi yerine getirerek, bütün yeteneklerimizi ortaya koyarak arkadaşlara yardımcı oluruz" dedi ve böyle yaptı. Yönetimde olmamasına rağmen, bir yöneticinin yapması gereken tüm çalışmaları fazlasıyla yaptı. Sürekli arkadaşlarla ilgilenen, arkadaşları örgütleyen, onların devrimci ruhunu ayaklandıran, onlara nasıl bir devrimci olunması gerektiğini her gün öğreten bir duruşu oldu.
Kemal, cezaevine girdiği günden şehit düştüğü zamana kadar resmi bir yönetim birimi içinde yer almadı, ama duruşuyla, tutumuyla her zaman harekete geçiren, her zaman etkileyen, örgütleyen, devrimci saygınlığını ve otoritesini sağlayan bir yoldaşımızdı. Bu yönüyle gerçekten de devrimci kimdir, bir sosyalist nasıldır, bir halk savaşçısı nasıldır sorularına cevap, en fazla da Kemal Pir'in şahsında görülebilirdi. Tam bir halk adamıydı, tam bir gençlik önderiydi, bir eğitimciydi, ama aynı zamanda bulunduğu ortamda insanlarda sorumluluk duygusunu yükselten, kendi şahsında insanlara devrimi, devrimciliği, partiyi ve Önderliği yaşatan özelliklere sahipti. Hiçbir zorluk Kemal Pir'in devrimci inancında, coşkusunda zayıflık ortaya çıkarmazdı. Ona göre her zorluk aşılabilirdi. Bu yönüyle duygusunda, düşüncesinde 'olmayacak' diye bir şey yoktu. Devrimci insanın doğru yöntem uyguladığında, zamanında ve yerinde hareket ettiğinde her türlü engeli aşabilecek ve başarıya götürebilecek olduğunu yalnız söylemekle kalmayan, pratiğinde gerçekleştiren bir yoldaşımızdı.
 Kemal Pir, düşüncesiyle eylemini birleştiren bir insandır. Düşünce düzeyi derin, entelektüel birikimi gelişkin olduğu gibi, bunu sadece düşüncede, lafta bırakmayan, her düşüncenin mutlaka bir pratik, eylem karşılığı olduğu bilinciyle eylemi ve örgütü bu kadar bütünleştiren bir kişilik görülmemiştir. Önderliğimiz işte bu yeni paradigması ve ideolojisine uygun halkçı devrimci kadronun, sistemin mezhebi olmayan, yaşam ve mücadele tarzında sistemin imkanlarını elinin tersiyle çevirecek, tamamen sistemin duygusu ve yaşamının dışına çıkacak böyle bir kadro olduğunu önümüze koymuştur.

Kemal Pir ruhunu yüreğimize ve beynimize yedirmeliyiz
 

Egemen sistem kişiliğinin dışına çıkan kadroyla ideolojik doğrultunun ve yaşam projesinin gerçekleşeceğini bilerek, Kemal Pir devrimciliğine vurgu yapmıştır. Defalarca "içinizde bir Kemal Pir yok mu" diyerek sorunların kaynağının şundan bundan değil de, Kemal Pir devrimciliğinin yeterince pratikleşmemesinden kaynaklandığını belirtmiştir. Dolayısıyla bizlerin de hiçbir gerekçe öne sürmeden, yetersizlikler ve zayıflıkların nedenini başka bir yerde aramadan, tamamen Kemal Pir devrimciliğinin yapılıp yapılmadığına bakarak, kendimizi böyle ölçerek, bu ölçülerde değerlendirerek bir karara varmamız ve eksiklerimizi de Kemal Pir devrimciliği temelinde tamamlamamız gerekmektedir. Yeni dönem devrimciliğinin, cinsiyet özgürlükçü ve demokratik toplum paradigmasının pratikleşmesinin böyle olduğunu bilerek, 14 Temmuz'un bu yıldönümünde Kemal Pir ruhunu yüreğimize ve beynimize yedirerek hareketimizin ve mücadelenin ihtiyaçlarına cevap olabilir, halkımızın beklentilerine karşılık verebiliriz.
Kemal Pir'in bu kişiliğine örnek olabilecek bir anımızı şöyle ortaya koyabiliriz: '77'de, Dikmen'de, Pilot'un evinde yapılan toplantı için Antep'ten Ankara'ya ulaşmıştık. Bizim Tuzluçayır'daki evimize gidiyorduk. Ben ve Kemal önde yürüyorduk. Haki ve daha sonra ihanet eden Ali Çetinler arkadan geliyorlardı. Aramızda yetmiş seksen metrelik bir mesafe vardı. Gece karanlıkta yürüyorduk. Eve doğru yönelirken, bazı gençler Haki ile Ali Çetiner'in önünü kesip sorguya çekerler. "Siz devrimci misiniz, ülkücü müsünüz" biçiminde soru sorarlar kendilerine. Bunu soranlar devrimci de olabilir, faşist de Haki bunu bilmiyordur. Onun için de gençlere "sizi ne ilgilendirir, herhangi bir vatandaşız, yürüyoruz" diye cevap verir. Gençler bunun üzerine "kimsiniz, neyle ilgileniyorsunuz, burada ne geziyorsunuz" söylemeden gidemezsiniz derler. Haki yine "sizi ilgilendirmez, ne karışıyorsunuz bizim kim olduğumuza" diyerek gençleri tersler.
Arkadaşların gelmediğini görünce arkamıza baktık, bazı seslerin duyuluyordu. Biz de sese doğru yürüdük. Daha Hakilere yaklaşmamıştık, ışıklı bir yerdi. Gençler, Kemal'i tanıdılar. "Ah Kemal abi" dediler ve sarıldılar.
Kemal de ne var diye sordu. Haki "bunlar yolumuzu kestiler" dedi. Gençlere niye böyle yapıyorsunuz der gibi sitem etti. Bunun üzerine Kemal, "tabii devrimci gençler buralara faşistleri komayacaklar" dedi. Burada önemli olan, gençlerin Kemal'e çok sıcak sarılmaları, abi diye etrafında dönmeleriydi. Çok değer verdikleri, onlarca yıl görmedikleri birisine sarılır gibi Kemal'e sarılıyorlardı Onunla konuşuyorlardı. Bunlar birkaç gün Kemal ile görüşmüş gençlerdi. Kemal onların üzerine öyle bir izlenim bırakmıştı ki, daha sonra başka bir örgüte geçmelerine rağmen, Kemal'i görür görmez coşmuşlardı.
Bu durum Kemal'in insanlarla kurduğu ilişkide nasıl bir etki bıraktığına, o insanların Kemal'i nasıl unutamadığına bir örnektir. Gençlerden ayrılıp eve gittik. Ev sahibimiz vardı. Tanıdık, iyi bir insandı. CHP'ye de oy verirdi. Kürt olmasına rağmen Kürt sorununa sıcak bakmayan, bunun gerçekleşeceğine inanmayan, ne kadar anlatılsa da hiç dinlemeyen bir kişilikti. Bizim gittiğimizi duyunca ziyarete geldi. Tabii o dönemde oturdun mu bir yere, bir süre sonra mutlaka siyasi tartışmalar başlardı. İnsanlara düşüncelerimizi anlatmak, politika anlatmak, onları etkilemeye çalışmak yaşamımızın bir parçasıydı. Kısa süre sonra ev sahibiyle de tartışma oldu. Haki ile tartıştık. Kürt halkının özgürlüğe ihtiyacı olduğunu, bu halkın örgütlenmesi gerektiğini, Kürtlerin örgütlenmesinin, özgürlüğünün ancak bu çizgide olabileceğini, bu sağlandığı taktirde Türkiye'de devrimci hareketin daha fazla gelişeceğini söyledik, düşüncelerimizi, tezlerimizi anlatmaya başladık.
Ne var ki muhatabımız geçmişte olduğu gibi yine inanmayan, söylediklerimizi hayal gören, bu yönde bir kulağından giren bir kulağından çıkan bir yaklaşım içindeydi. İyi bir insan olmasına rağmen, böyle bir tartışmada çok fazla bizi dinlemeyen bir yaklaşım gösteriyordu. Epey bir tartışma oldu. Zaman zaman çok hararetli geçti. Kemal de o arada başka işlerle uğraşıyor, bu arada bizi de biraz dinliyor. Bakıyor ki bizim ikna etme durumumuz yok, ne kadar iyi ve doğru anlatsak da ikna olmuyor, hemen yanımıza geldi, "siz bırakın, biz onunla tartışırız" dedi ve tartışmayabaşladı. Bizden daha az bir zamanda konuştu. Sonunda bizi dinlemeyen bu Kürt, "tamam, ben de sizinleyim, kömürlüğümde Ebu Müslim baltası var. Sizin arkanızda Ebu Müslim baltasıyla yürüyeceğim" dedi. Kemal Pir'in sözlerinden etkilenerek hemen bize destek olacağını, güç vereceğini söyledi. Öncesinden de defalarca tartıştığımız, ama ikna edemediğimiz ev sahibimiz Kemal Pir'in tavrından kısa sürede etkilenerek mücadelemize destek veren bir duruma geldi.
Burada Kemal Pir'in etkileyiciliğini, devrimciliğini, halkçı özelliklerini, insanlar üzerinde bıraktığı etkiyi rahatlıkla görmek mümkün. Kemal Pir için anlatılacak anılar yüzlercedir. Günümüzde tabanı örgütlemek, halkı örgütlemek en temel devrimci görev olarak önümüzde durduğuna göre, Kemal Pir'in etkileyici devrimci tarzını görmemiz şarttır. Onun bütün özelliklerini kendi üslubumuza ve davranışlarımıza yansıttığımızda nasıl etkili olduğunu görmekte zorlanmayacağız. Onun tarzını, yaşam, örgüt anlayışını, pratiğini kendimizde somutlaştırdığımızda, bu örnekte görüldüğü gibi insanları örgütleme ve etkileme sorunumuz olmayacaktır.

 
< Önceki   Sonraki >