Skip to content

Diyarbakir Zindani

Narrow screen resolution Wide screen resolution Increase font size Decrease font size Default font size
Ana Sayfa arrow Yaşayanlar Anlatiyor arrow M.Hayri Durmuş- Nasname
M.Hayri Durmuş- Nasname PDF Yazdır E-posta

Halkın 'Doktor'u: M. Hayri Durmuş

Mehmet Hayri Durmuş'un kardeşi Zekiye Ayık, anlatmakta güçlük çekti, zaman zaman ağladı ama yine de ona dair anılarını bizimle paylaştı. Ayık, M. Hayri Durmuş'un araştırıp incelemeyi sevdiğini ve sürekli okuduğunu belirterek, bir anısını anlatmakla başladı. Ayık: 'Bir defa Maksim Gorki'nin Ana kitabını okuyordu. Bana 'burada ne anlatılıyor biliyor musun' dedi. Bana kitabı, ananın oğluna nasıl destek olduğunu anlattı. Sonra da, 'sen de bir gün bana böyle destek olur musun' dedi. Ben de tabii ki dedim. Çalışkan biriydi. Okuduklarını paylaşırdı. Ben o zaman 14 yaşlarındaydım. Ailemizde genelde okuma alışkanlığı vardı. Bir tek ben okumadım. Hayri lisedeyken bana 'Senin hakkını yedik' dedi' şekli
 Halkın 'Doktor'u: M. Hayri Durmuş

Mehmet Hayri Durmuş'un kardeşi Zekiye Ayık, anlatmakta güçlük çekti, zaman zaman ağladı ama yine de ona dair anılarını bizimle paylaştı. Ayık, M. Hayri Durmuş'un araştırıp incelemeyi sevdiğini ve sürekli okuduğunu belirterek, bir anısını anlatmakla başladı. Ayık: 'Bir defa Maksim Gorki'nin Ana kitabını okuyordu. Bana 'burada ne anlatılıyor biliyor musun' dedi. Bana kitabı, ananın oğluna nasıl destek olduğunu anlattı. Sonra da, 'sen de bir gün bana böyle destek olur musun' dedi. Ben de tabii ki dedim. Çalışkan biriydi. Okuduklarını paylaşırdı. Ben o zaman 14 yaşlarındaydım. Ailemizde genelde okuma alışkanlığı vardı. Bir tek ben okumadım. Hayri lisedeyken bana 'Senin hakkını yedik' dedi' şeklinde konuştu. 10 yaşındayken komşu köyde ilkokula başladığını ifade eden Ayık, 1964'te köyden Bingöl merkeze göç ettiklerini anlatarak, M. Hayri Durmuş'un ortaokul ve liseyi orada bitirdiğini dile getirdi. Okuluna çok değer verdiğini söyleyen Ayık, 'Lisede annemi doktora götürdüğümüzde anneme, 'Anne sen hiç merak etme ben okuyup doktor olacağım. Ama bütün kadınlara 'xaltê' diyecem. Türkçe konuşmayacam. Çünkü biz sana tercümanlık yaptığımızda senin hastalığını ortaya koyamıyoruz' derdi' diye konuştu.

Hayri Durmuş'un sakin bir kişiliğinin olduğunu söyleyen Ayık, boş zamanlarında çobanlık yaptığını, ailesine katkı sunmak amacıyla çalıştığını anlattı. Abisinin başarılı biri olduğunu, öğretmeyi ve göstermeyi sevdiğini ifade eden Ayık, 'Odayı süpürdüğüm zaman elimdeki süpürgeyi dahi alıp ıslattığı zamanlar oldu, toz çıkmasın diye. Gösterir, öğretirdi' dedi.

'Onu arkadaşları anlatsın'

Arkadaşlarıyla ilişkilerinin çok iyi olduğunu belirten Ayık, 'Gönül isterdi ki, ortaokul, lise döneminde birlikte olduğu arkadaşlar birçok şeyi dile getirsin. Aileden ziyade birçok şeyi arkadaşlarıyla paylaşıyordu' diyerek, arkadaşlarıyla olan ilişkilerini anlattı. Arkadaşlarına geometri dersi verdiğini, bu dersi çok sevdiğini ifade eden Ayık, o günlere dair şunları söyledi: 'Sürekli öğrenciler gelip giderdi yanına. Geometri dersini çok severdi. Evimizin üst katında kalır, öğrencilere ders verirdi. Yaptığı işleri başarırdı. Herkesle iyi anlaşırdı. Çok konuşmayı sevmezdi. Güler yüzlüydü.
Halk müziği dinler, haftada bir top oynardı. Top oynamayı çok severdi. Fenerbahçe'yi tutardı.'

'Solculuk sakal ve bıyıktan geçmiyor'

Üniversiteye gittikten sonra daha düşünceli ve daha sakin biri olduğunu dile getiren Ayık, sürekli halktan söz ettiğini, ortamın, yaşamın artık kendisine basit geldiğini anlattığını ifade etti. Ayık, 'Babaannemle konuşurdu. Doğumda ölen kadınların hikayesini dinlerdi. Onun için 'Babaanne bir tarihtir, ama biz bunu nasıl kaleme alamadık' derdi. Çok eski türküleri dinlerdi. Eskiye dair kendi kendine 'evet ya evet ya olmaması gerekirken olmuş, keşke şöyle yapsaydınız. Çok fedakarlık yapmışsınız, ama yarıda kalmış' derdi' diye konuştu.

Üniversitede hayatının çok değiştiğini de anlatan Ayık, Hayri Durmuş'un saç ve bıyık bıraktığını, daha sonra o haline bakıp, kendisini çok tuhaf bulduğunu ve şöyle dediğini aktardı: 'Sanki solculuk sakaldan, bıyıktan geçiyor. Meğer öyle bir şey yok. Okumadan, araştırmadan, bir şey bilmeden herkes kendi kafasından bir şey yapıyor.'

'Eksik bıraktığımız şeyleri görüyorum'

Evlerinde sosyal bir yaşamın olduğunu ifade eden Ayık, Bingöl'de evlerinin boş kalmadığını, köyden gelen herkesin kendilerine misafir olduğunu söyledi. İlişkilerinin çevreyle çok iyi olduğunu belirten Ayık, Hayri Durmuş'un gelen misafirlerle ilgilendiğini, sürekli radyo dinleyip haberleri takip ettiğini aktardı. En son 1978'de üniversiteden geldiğinde okulunun durumunu soran babasına, 'Baba ben okulu bıraktım' dediğini belirten Ayık, 'Hepimiz çok üzüldük. Kendisi bize, 'Kararımı kendim verdim. Bu halkın mücadeleye ihtiyacı var. Bu halkın kimliğine ihtiyacı var. Tarihte eksik bıraktığımız şeyleri görüyorum. Bunları yaşıyorum, hepinizin yaşaması gerekiyor' dedi. Ondan sonra gitti' şeklinde konuştu. 1979'da eve tekrar geldiğini anlatan Ayık, üniversiteye gittiğinde mücadeleye başladığını, tutuklamaların olduğunu fakat bunları sonradan öğrendiklerini dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: 'Ona, 'hani doktor olacaktın, hasta kadınlara 'xaltê' diyecektin' diye sorduğumda bana, 'Bu bana az geldi.
Anne bu şekilde beni daha iyi anlar. Ben olmasam da başkaları çıkar. Bunu düşündüm, ama yetmez bana' dedi. Daha sonra tekrar gitti ve bilinen süreç yaşandı... Bugün şöyle dönüp baktığımda bir yerlere varıldığını görüyorum. Bu temelde tüm dünya devrim şehitlerini onların şahsında anıyorum.'

 
< Önceki   Sonraki >