Skip to content

Diyarbakir Zindani

Narrow screen resolution Wide screen resolution Increase font size Decrease font size Default font size
Ateşin ve güneşin Çocukları - Adnan Yücel
"Adnan YücelNe ki zindan - ne ki tutsak olmak
ne ki kavga - ne ki dağlarda vurulmak
bir sehpada idam olmak ne ki
ihanet utancıyla yaşamak var ya hani
onursuzluğun lağım çukurunda yok olmak
üniformalı bir dehak önünde durmak
ve beyninin içindekileri bir bir kusmak
sonra bir et yığınına dönüşüp kalmak
işte buydu diyarbakır zindanında yaşamak...... "
Devamını oku...
 
Bir Hayalim vardı-Selim Çürükkaya
hayal1982 tarihinde D.Bakır zindanının hücre bölümündeydik.
Cezaevinde korkunç işkenceler vardı.
Akla hayale gelmedik barbarlık yöntemleri bize karşı uygulanıyordu.
İnsan çığlıkları beton duvarların arasında boğuluyordu.
Biz Hitler kamplarını biliyorduk...
Devamını oku...
 
Celalettin Can - Fadime Özkan
Celalettin CanCelalettin Can Röportajı (Fadime Özkan / Star)
Diyarbakır'a gideceksiniz.
12 Eylül'ü ve sonrasını anlamak için Diyarbakır neden önemli?
80 öncesinde Türkiye solu örgütlüydü. Apocu'lar da vardı ama etkin değillerdi.
Darbe Kürt meselesinin ve PKK'nın kapsamını ve niteliğini değiştirdi.
Nasıl değiştirdi?
Devamını oku...
 
Çizgilerle işkence- Hatice Yaşar

 1980-1983 tarihleri arasında Diyarbakır Cezaevi`nde
kalan Zülfikar Tak cezaevinde gördüğü ve duyduğu işkence çeşitlerini karikatürlerle anlattı

Zülfikar Tak, 1980 yılının 27 Temmuz'unda, insanın hayal gücünü zorlayan işkencelerin yapıldığı Diyarbakır Cezaevi'ne girdiğinde 17 yaşında bir gençti. O genç yaşına rağmen, 'bölücü örgüt kurmak, adam öldürmek, asker öldürmek ve eylemlere katılmak'la suçlanıyordu. Bu suçlamalarla 3 yıl Diyarbakır Cezaevi'nde kaldı. Toplam 19 yıllık cezaevi hayatının 8 yılını ise hücrede geçirdi. Tak, ne kendi yaşadıklarını ne de o dönemde cezaevinde kalanların yaşadıklarını unutmadı ve gülünemeyecek karikatürlere yansıttı. 'Diyarbakır Cezaevi'nde İşkence Çeşitleri' adını verdiği bir karikatür kitabı çıkaran Tak, "Duyguları tahrik eden, kışkırtan bir çalışma. Ama ben artık bu tür çalışmaların yayımlanmamasını, orada yaşananların unutulmasını istiyorum" dedi.

Devamını oku...
 
D.Bakırda yaşananlar. Hüseyin Azad

Diyarbakir ZindaniTürkiye 1978’liler Girişimi, 12 Eylül döneminde Diyarbakır Cezaevi’nde yaşananlarla ilgili olarak,
“bilgilenme hakkı” çerçevesinde İçişleri Bakanlığı’na bir dilekçe verdi. Girişim,
o dönemde Diyarbakır Cezaevi’nde tutuklu ve hükümlülere karşı işlenen
Nazi benzeri suçların gereği biçimde ortaya konmasını ve sorumlular hakkında ne
yapıldığının aydınlatılmasını istiyor. Açıklamada şöyle deniyor
:

“Cuntanın Diyarbakır Cezaevi'nde uyguladığı ırkçı-kafatasçı vahşetle yüzleşmeyenler, Kürt sorununun neden çözülmediğini bugün dahi anlayamazlar. Yine soruyoruz: Dünden bugüne süreç böyle yaşanmadı mı? Bizler: Türklerin/Kürtlerin, birbirimizi anlamanın yolunun Diyarbakır Cezaevi'nde yaşananları/yaşatılanları sorgulamaktan geçtiğine inanıyoruz.

Devamını oku...
 
Diyarbakır 5 Nolu / Can Dündar
Can Dündar"Ortada belge, bilgi, açıklama yok; iddianame de bulunmuyor.
Ama ölenler adına yazılmış, iddianame sayılabilecek bir kitabı geçen gece okudum ben...
Bayram Bozyel'in "Diyarbakır 5 Nolu" kitabı (Deng, 2007) bir vahşet romanı adeta...
Nazi kamplarını andıran sahnelerle dolu bir roman...
Yazılanların binde biri bile doğruysa, sadece dönemin sorumlularının yargılanmasını değil,
konuya bunca yıl duyarsız kalmış herkesin utançla başını eğmesini gerektirecek bir roman...
Devamını oku...
 
Diyarbakır Zindanı dosyası açılıyor

Cengiz Kapmaz / Özgür Gündem

Diyarbakir vahsetiİnsanlık tarihinin en vahşi uygulamalarının yaşandığı Diyarbakır Zindanı dosyası açılıyor. 12 Eylül döneminde Diyarbakır Askeri Cezaevi'nde yaşanan, ancak hâlâ tam olarak aydınlanmamış cezaevi vahşetinin sorumlularının tespit edilmesi, yargılanmalarının sağlanması ve kamuoyuna teşhir edilmesi için 'Diyarbakır Cezaevi Gerçeğini Araştırma ve Adalet Komisyonu'nun kuruluşu açıklanacak. Komisyonun kuruluşu 12 Eylül'de Diyarbakır Zindanı'nın önünde yapılacak basın açıklamasıyla duyurulacak. Açıklamaya, Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Prof. Dr. Tahsin Yeşildere, Prof. Dr. Baskın Oran, Prof. Dr. Gençay Gürsoy, Dr. Necdet İpekyüz, Tarık Ziya Ekinci, Seydi Fırat, Derya Sazak gibi tanınmış simalar da katılacak. Diyarbakır Cezaevi'nde yaşananlarla yüzleşmenin toplumsal barış açısından çok önemli bir kilometre taşı olacağını kaydeden 78'liler Türkiye Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, 1980-84 yılları arasında Diyarbakır Cezaevi'nde insan hakları değil, insanlık suçu ihlali yaşandığını vurguladı. Can, 'Kürtlerin en aydın, en geleceğe dönük şahsiyetlerini imha etme politikası izlediler' dedi.

Devamını oku...
 
Amed, şehrim benim, sende kaldı tüm düşlerim

DiyarbakirGÜLŞEN İŞERİ / Birgün Gazetesi

Bundan tam 25 yıl önceydi yıl 1982; Diyarbakır Cezaevi' nde, insanlığa karşı olan tüm askeri darbelerin tarihsel karanlığında, işkencenin karanlık odalarında, insan kişiliği ve kimliği, yine insanlar tarafından yok ediliyordu.

2 Nisan 1984 tarihinde Genelkurmay Başkanlığının; "53 ölüm olayına rastlandığı, bu ölüm olaylarında 14 kişinin kendini astığı ve yaktığı, 23 kişinin çeşitli hastalıklardan öldüğü, 7 kişinin ölüm orucu ve açlık grevinde öldüğü, 7 kişinin işkencede öldüğü bazı münferit hadiseler dışında işkence olaylarının olmadığı" ile ilgili açıklamaları, alevler, ölüm askıları ve çeşitli hastalıklar yazan 'ölüm raporlarının soğukluğunda yalanlanarak, mezarlıklara doğru, sessiz bir çığlığın geri dönüşü gibi akıp gidiyordu.

Devamını oku...
 
Diyarbakır Cezaevinden Esat, Polat ve Azat'a

Şeyhmus DİKEN

Şeyhmus DİKEN

Siyaset ya da edebiyat adına, mahpushaneleri de, Diyarbakır Zindanını da anlatan epeyce kitap çıktı. Kimi dergiler de sorguladılar yaşananları. Ama ne kadarı inandırıcı oldu? Sanırım hâlâ problem orada. Mesut Baştürk'ün kitabı iyi bir malzeme olabilir...
"Rivayetlere, yazılanlara, duyumlara bakılırsa 'şeytan adasından' pek de farkı olmayan bir yer."

"12 Eylül rejiminin somutlaştığı yer, cehennem."

"Bu yeri tasarlayanlarla, içinde 'özgün' yöntemler geliştirenlerle,
Devamını oku...
 
Bir zamanlar bir cezaevinde... - ERTUĞRUL MAVİOĞLU

Mavioglu1981-84 yılları arasında 34 tutuklunun öldüğü, yüzlerce kişinin ise sakat kaldığı Diyarbakır Cezaevi'nde dehşete tanık olanlar anlatıyor (10/11/2003)


Diyarbakır 5 No' lu Cezaevi'nde 1981-1984 yılları arasında 34 tutuklunun ölümüne, yüzlerce tutuklunun da sakat kalmasına ve sinir sistemlerinin tahribine neden olan uygulamaların üzerindeki sis perdesi aralanıyor. 20 tutuklunun aldığı ağır darbelerle, beş tutuklunun da açlık direnişinde öldüğü, koşulları protesto eden beş tutuklunun kendini asarak, dördünün de kendini yakarak yaşamına son verdiği, 'vahşet dönemi' diye adlandırılan bu yılları yaşayan 29 tanık ile iki savunma avukatının anlatımı, Serbesti adlı derginin 14. sayısında yayımlandı.
Devamını oku...
 
Selim Dindar yaşadığı 'cehennemi' anlatıyor - Neşe Düzel

Selim Dindar26 Haziran 2003, Perşembe12 Eylül döneminde tutuklanıp Diyarbakır Cezaevi'nde üç yıl kalan işadamı Selim Dindar yaşadığı 'cehennemi' anlatıyor

Üç yılını 'cehennem'de geçirdi

Neşe Düzel / RADİKAL

NEDEN? Selim Dindar
Hasan Cemal son çıkardığı 'Kürtler' kitabıyla ilgili kendisiyle yaptığım konuşmada, medya adına bir özeleştiride bulunarak 'Eğer biz gazeteciler, 12 Eylül döneminde Diyarbakır Cezaevi'nde yaşananları tam anlatsaydık, bu ülkede belki bazı şeyler değişirdi' demişti.

Devamını oku...
 
Felat Cemiloğlu'nun Diyarbakır zındanını Hasan Cemal'e anlatımı
Anlatmaya basladı;
"Hapishaneden kurtulduğum zaman genç olsaydım, dağa çıkardım."
Hasan Cemal - Kürtler

Dinledikçe içim acidi.
"Adim, Felat Cerniloglu. 1928 Diyarbakir dogumluyum.
1982 yilinda Diyarbakir K Tipi Askeri Cezaevî'nin 33 No'lu kogusunda yasadiklarim cehennemdi.
Ben sekiz yasindayken, 1936'da bütün Cemiloglu ailesi ve damatlari, iskân Kanunu uyarinca degisik illere, Ordu'ya, Giresun'a, Samsun'a, Kastamonu'ya, Sinop'a, Lüleburgaz'a, Kirklareli`ne Edirne'ye, Konya'ya, Denizli'ye sürülmüsler. Bizim aileye Onlu düsmüs. Ben ilk ve ortaokulu Ordu'da okudum. Lise olmadigi için 1944'te istanbul'a, Haydarpasa Lisesi'ne yatili gönderildim. Ordu'ya sürgün gidince bizim aileye bir ev ile bir findik bahçesi verilmis borçlandirma karsiliginda,..

Devamını oku...
 
'Cennetlik'lerin cehennemi - Yilmaz Odabasi

Yılmaz OdabaşıHer sey askeri disipline göredir.
15 dakikalik havalandirmalar bile 'yat', 'kalk', 'sürün', 'kos' komutlariyla cehenneme dönüsür. Mars söyleyerek uygun adim yürümeler, askeri egitim yapmalar; ziyaretçiye ya da avukutla görüsmeye giderken erlerin cop, kalas ve demirle suçlu suçsuz rastgele vurmalari; açlik grevi, ölüm orucu ve direnislerle geçer günler. Bazi subaylarla erlerin namaz kilip dönüp dayagi sürdürmeleri nedeniyle de Yilmaz Odabasi o günkü cezaevine 'Cennete inananlarin cehennemligi' adini takmisti.
Ancak beklenmedik bir gelisme olur ve askeri mahkemede Yilmaz tahliye edilir. "Diyarbakir Cezaevi'nde hangi duygulari yasattilar bizlere?" diye soruyor Odabasi:
- Nefreti, cesareti, öfkeyi ve hasreti... Sonra tiksinmeyi, kederi, o 'inkâra gelinmez' yigitligi... Sonra umudu, coskuyu, kaygiyi ve sabri. Ne çok insanlik halleri bir arada degil mi?

Devamını oku...
 
12 Eylül'ün değiştirdiği hayatlar - Şule Çizmeci

Şule Çizmeci'nin 13/09/2006 tarihli Radikal'de yayınlanan Hamit Kankılıç röportajı...

Diyarbakır ZındanıIrak'ın ünlü işkence merkezi Ebu Garib'den farksız Diyarbakır Askeri Cezaevi'ne girdiğinde 18'indeydi Hamit Kankılıç. Hayatının sekiz yılını burada ölümün ve cinnetin kıyısında geçirdi, her türlü işkenceyi yaşadı. 20 yıllık cezası bittiğinde saçları ağarmıştı

Darbe döneminde cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi, 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü. 14 kişi ise açlık grevinde öldü.

Devamını oku...
 
Diyarbakır Cezaevi- Selim Çürükkaya

Selim ÇürükkayaSelim Çürükkaya "Dörtlerin Gecesi "isimli kitabin önsözünde Diiyarbakir Askeri Cezaevi'ni yazmak büyük istir, diyor ve söyle devam ediyor.O ürküntü veren manzaralari yeniden canlandirmak bile insani ürpertir, ama kisi ne kadar usta olursa olsun kalemiyle fircasiyla , diliyle Diyarbakir'i tam olarak anlatamaz "

Ve onun diliyle Diyarbakir gerçegi ;

12 Eylül darbesinden hemen sonra Diyarbakir Askeri Cezaevi evi iskence merkezi haline getirilmeye çalisildi.1980 Kasiminda iç güvenlik amirligine atanan Mevlut Akkoyuncu adli "Gestapo" sayimlarda tutuklularin tek siraya geçmesini , hazirol vaziyette ayakta beklemelerini , yemek duasi okumalarini dayatti.

Devamını oku...
 
Tesekkürler Hasan Cemal - Mensur Akgün

Mensur Akgün Hasan Cemal yillardir Kürtler ve Türkler hakkinda yaptigi gözlemlerini, röportajlarini, yazilarini Kürtler adini verdigi son kitabinda topladi. Simdiden üçüncü baskisi yapilan kitap hakkinda çok sey yazildi ve söylendi. Eminim bundan sonra da yazilacak ve umarim Kürt sorununun, ama bir o kadar da Türk sorununun çözümüne katkida bulunacak.

Kitabin bana en çarpici gelen kismi girisi. Hasan Cemal ilk 34 sayfada Felat Cemiloglu’nun 1982 yilinda girdigi Diyarbakir E Tipi Askeri Cezaevinde çektiklerini anlatiyor. Bence Cemiloglu’nun hikayesi PKK’nin siradan bir terör örgütüyken nasil olup da megaloman Abdullah Öcalan’a ragmen büyüdügünü ve yillarca Türkiye’nin basina bela oldugunu anlamamiza yardimci olacak cinsten.

Devamını oku...
 
Gardiyan - Bûbê Eser

Bûbê EserEz di sala 1980 meha sibatê di dudê wê hatime girtin û di sala 1982 meha Gulanê di 19ê wê de ji zindanê hatim berda. Ez di qawisê 21ê de bûm. Min pirtûka xwe ya li ser zindana Diyarbekirê bi zimanê xwe ê sêrîn bi kurmanciya delal di sala 1994an de li Swêd wesand. Ev pirtûk her weha li Yunanistanê bi zimanê wan jî hati wesandin. Çend tê binî ji vê Pirtûkê:

"-Ez bêjim qurban, ez bêjim. Dema leskeriya min qediya, ez ji mirovantiyê derketibûm. Bû bûm hov, bû bûm dewar, dîn û har bû bûm. Bû bûm weke seyekî har, min li kîderê mirovek bidîta hema min êrîsî wî dikir. Ew kiryarên ku min li girtîgehê de dianî serê wan girtiyan, êdî di ruhiyeta min de, di serê min de hatibûn bi cihkirin, ji bêyî wan tebata min nedihat.

Devamını oku...
 
Çığlık Ve Mazgal Deliği

Çığlık Ve Mazgal Deliği  -  Aysel Çürükkaya

Aysel ÇürükkayaBundan 25 yil önce Genaraller Türkiye’deki yönetime el koymuslardi. Bu askeri darbenin bir magduru olarak bu gün bir kaç söz yazmak istiyorum. Darbe oldugu zaman Diyarbakir zindaninda tutsaktim. Tutsakligim da neleri görmedim neleri yasamadim ki! Hangi zulümlere, hangi vahsetlere tanik olmadi ki bu gözler.
Onlardan yalniz birini size anlatmak istiyorum.
Kadinlar kogusunda oturmus sohbet ediyorduk.
Birden kulaklarimiza çiglik sesleri gelmeye basladi.
Yerimizden firladik.
Kimimiz pencerelere, kimimiz mazgal deliklerine dogru kostuk.
Giderek yükselmeye basladi sesler.

Devamını oku...
 
Diyarbekir Zındanında Kadın Olmak - I.Bölüm

 Diyarbekir Zındanında Kadın Olmak - I.Bölüm
Nuran CAMLI MARAŞLI

Yazilanlari okuyunca Diyarbekir zindaniyla ilgili tanikliklara ben de katkida bulunma ihtiyaci hissettim. Bunlari kismen de olsa okurlarla paylasmak istiyorum.

Diyarbekir 5 No'lu zindaninda vahset günlerinin kadin taniklarindan biriyim. O zaman 20 yasinda bir gençkizdim.

Diyarbekir zindani vahsetiyle ilgili bir çok kitap yazildi. Okuyabildigim kadariyla   bunlarin hepsi erkek tutsaklar tarafindan kaleme alinmisti. TC'nin zindan politikasi ve uygulamalari anlatilirken  kadinlar kogusuna fazla yer verilmedi.

Devamını oku...
 
Diyarbekir Zındanında Kadın Olmak - II.Bölüm

Diyarbekir Zındanında Kadın Olmak Nuran CAMLI MARASLI

Mahkeme işkencesi

Mahkemelere gidis gelisler de tam bir iskenceydi. Tam iki yil mahkememizin açilacagi günü bekledim.

Mahkemenin açilacagina birkaç gün kala, Gardiyan tekmille çagirip elime alelacele bir iddianame tutusturdu. Okuduktan hemen sonra da geri vermemiz isteniyordu. Içerde not alacak ne bir kalem, ne bir kagit bulunmuyordu.

Devamını oku...
 
Direnişin pimini çektim - Ali YAVERKAYA

Selim Cürükkaya1Eylül 1983 tarihinde Diyarbakir zindaninda ölüm orucu eylemini PKK suruc gurubu davasinda aciklayan Ali Yaver Kaya alti yil sonra o günkü duygularini ve eylemi nasil açikladigini anlatmasini istedim:"Arkadaslar bu görevi bana verdiler. Bizim katta bulunan ve Mustafa Karasu. ile bu isi birlikte yapan Müzaffer Ayata bir gün bana bir not gönderdi.
Notta, direnisi mahkemede açiklama görevini bana verdiklerini, bu konuda ne dü­sündügümü soruyordu.
Çünkü o zaman en elverisli durum benimkiydi.

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 187 - 207 Toplam: 207